+ Uzun bir gece, herkes uyuyor, ben hariç
- Sen kimdin?
+ Bilmiyor musun?
- Biliyorumda ellerde bilsin ne geveze çatlak olduğunu.
+ Beni sen uyandırdın, benim suçum yok.
- Oh ne âlâ, yap et sonrada suçum yok diye çekil kenara.
+ Ama öyle.
- Öyle olmasaydı, yani sen uyanmasaydın rahat edecektim hemi.
+ Zaten için rahat etmediği için beni uyandırmadın mı?
- Yaptık bir hata; uyuda bende rahat edeyim sende.
Mümkünse bir dahada hiç uyanma ..
+ Bu senin kaderindi.
Her yerde kitap okumanın faziletlerinden bahsedilir, hatta öyleki en cahilinden en bilginine kadar okumak kişinin kendini geliştirmesinde ki en önemli araç olduğu vurgulanır ve süreklide bu olay tavsiye edilir..
Kendini tanımaya adamış kişide bu tavsiyeler neticesinde ister istemez bir kitap kurdu olur çıkar ki-çıkmak zorundadır-gece gündüz demeden okurda okur.
Mecburdur okumaya çünkü kitap denilen hadise tüm düşünce/fikir sistemlerinin bir nevii kutsalıdır, içeriği ne olursa olsun onun özel bir konumu vardır.
Hikayeden romana, şiirden ilmi bir esere kadar ne kadar kitap varsa kutsaldır ve önemli olanlarının da okunması gerekir.
Semavi olanları hiç katmıyorum bile onlar zaten dokunulmazdır ve onlarında okunması gerekir.
”Yardım eden kişi aslında yardıma muhtaç kişidir” diyerekten konuya direk girişimi yapayım.
İnsan denilen bu makine, çoğu durumda ters bir mantıkla çalışmaktadır ve örn. kendi yardıma muhtaçken başkalarına da yardım etmektedir.
Peki neden böyle yapmaktadır.
Bunun cevabı acaba, kendi yardıma muhtaçlığını gizlemek olabilir mi?
Yani başkasına yardım ederek kendi gerçeğini ört-bas etmek olabilir mi?
Üstün başın kanlar içindeydi yaşama geldiğin anda
İlk nefesinide aldın, ciğerlerin havayla dolduğunda
Nedenini bilmiyordun baş aşağı çıplak durduğunda
Öyle bir şaplak patlatıverdiler ki ölmeye zaman yok.
Kanla beslenen bedenin, gayri sütle beslenmeye başladı.
Bom boş bakan gözlerin, zamanla etrafı izlemeye başladı.
Kıskançlıkların korkuların hayallerle süslenmeye başladı.
Bir ruh evrim geçirip insanlaşıyordu, durmaya zaman yok.
Varı yok yoku var ederiz, küçücük beyinlerimizde.
Bu aslında gerçekte de böyledir, hakikat nezdinde.
Var da yok ta sonsuza kadar, bir diğerinin peşinde.
Kafalarımız karışıktır, hayal vari izdüşümlerimiz olur.
Bazen geleceğe notlar düşer, bazende geçmişimizi sileriz.
Öğretimiz bebekken başlar, düşüncemizi böyle inşa ederiz.
Sonra ufak dağları biz yaratır, ahkamın en alasını keseriz.
Cehalet özümüzdür, her daim bilgin vari söylemlerimiz olur.
Usta dedi ki;
Oğlum hiç heves etme, sen Archer olmazsın
Zordur başlangıcı, sarpa yollara saramazsın.
Ağırdır yazısı, konuşulan lisanı anlamazsın.
Bu acemilikle sen, nanoyu da kapatamazsın.

![Validate my RSS feed [Valid RSS]](wp-includes/images/resimler/valid-rss.png)