Zamanı durdurabilir misiniz?
Felasife Kasım 28th, 2008Soru:
Zamanı durdurabilir misiniz?
Cevap:
Durduramazsınız!!
Çünkü çalışan, hareket halinde olan, akıp giden bir şey yok ki?
Olmayan bir şeyi nasıl durdurabileceksiniz ki?
Zaman dediğimiz kavramı insanlar icat etmiştir.
Önce sayılar sonra takvimler sonrada saatlerin yardımıyla ortaya ”Zaman” denilen bir şey çıkmıştır.
Doğanın kendinde sayılar yoktur, sıfır (0) ve bir (1) vardır o da ”Varlık ve Yokluk”un karşıtıdır.
Örneğin,
7 sayısın ele alacak olursak 7 sayısı aslında 7 tane birin yanyana gelmesinden oluşturulmuştur.
veya yan yana gelmiş 7 tane bire (1-1-1-1-1-1-1) bizler 7 diyoruz.
Şimdi bizlerin hayal gücü olmasa bu 7 dediğimiz sayıyı zihnimizde canlandırmamız, onun içini doldurmamız zordur.
Hatta 7 diye bir sayının varlığıda mümkün olamazdı.
Çünkü o bir varlık değildir, bizler gibi varolmuş bir şey değildir.
Ama kim bilebilirdi ki günün birinde İnsan oğlu kıvrak zekasıyla olmayan sayıları bulacak ve ona bir sürü anlam yükleyecek, sonrada olmayan bu sayılar silsilesinin altında ezilecek, kim bilebilirdi ki?
2×2=4 eder diye aslında hiç olmayan 2 sayısıyla 2 yi, başka bir olmayan işlem olan çarpma işlemiyle, çarpıp(ne demekse) 4 eder diye, övüneceğini kim bilebilirdi ki?
Bu gün modern bilimin bile, elle tutulan gözle görünen sabit deliller isterken bile, kendi dayandığı sayılar sisteminin aslında hayali bir sistem olduğunu, kim bilebilirdi ki?
Sayılar konusunda daha pek çok şey söyleyebilirim, ama anlatmak istediğim mesele onun insan icatı olduğudur.
Öyle bir icattır ki kendileri ”İnsan hayalinde yaratılmış bir icattır”
Zaman denilen şeyin zamanla ortaklaşa kullanılan bir hayal olması, onun var gibi görünmesi varlığına bir işaret değildir.
Kısacası sayılar diye bir şey yoktur.
Gelelim takvim denilen hergün kopartığımız o şeye, gerçi artık kopartmıyoruz BS, saat, cep telefonu gibi çeşitli cihazlar sayesinde o kendi kendine kopup gidiyor artık.(nereden gelip, nereye gidiyorsa)
Milad denilen hadisenin ne olduğu malumdur o konuyu hepiniz de bilirsiniz, bir günü sıfır ilan edilerek birileri Miladi takvimi başlatmıştır.
İşin garip tarafı Miladi takvim M.Ö ve M.S sonra diyerek o günden sonrasını değil, o günden öncesinide ihatâ etmiştir.
İlginç bir takvimdir kendileri, tüm zamanları hesabı ondan sorulur olmuştur.
Detaya girmeye hiç gerek yok, takvimde sonuçta İnsan hayalinde yaratılmış bir icattır.
Saat kavramıda hâkeza insanın kıvrak zekasının bir ürünüdür.
1 saatin 60 dk ya bölünmesi de 60 sayısının en çok sayıya bölünebilirliği olması yüzündendir.
yoksa 60 yerine 70, 80, 90 da olabilirdi pekalâ.
Şimdiye kadar anlattıklarımı toparlayacak olursam, sayılar, takvim ve saat’le oluşan zaman denilen kavram, insan icatıdır.
Yoksa hayatın kendinde saatte yoktur, takvimde yoktur, sayılarda yoktur.
Bunlar hepimizin hayalin de varolan şeylerdir, buna ”Ortak hayaller” de diyebiliriz.
Soru:
Hayaller hakikate galebe çalar mı?
Cevap:
e üstünlük sağlıyor işte.
Sonuç itibariyle Dünya 1 gündür, gece ve gündüzünde birbirini takip etmeside o bir’in tekrarından başka bir şey değildir.
Mevsimlerde eko sistem için geçerli olan bir şeydir esasında, yoksa biz İnsan oğlu için çok önemli bir şey değildir.
Eskimolar kutupların soğunda, Tuareg‘ler de çölün bilmem kaç derecede sıcağın da yaşıyorlarsa, mevsimler İnsanoğlu için olsada olur olmasada olur dersem abartmış olmam. (aman çevreciler beni duymasın)
Ama eko sistem ve diğer canlılar için mevsimler gereklidir.
Soru:
Zaman kavramının ne kötülüğü vardır.
Cevap:
Kötülüğü şudur ki Tarih diye ”geçmiş” bir zaman dilimi yaratarak, sizi şu gün doğdunuz diye o güne hapseder.
Oysa siz bugün doğdunuz ve bugünde öleceğinize göre, geçmiş nasıl olabilir, sizi nasıl hapsedebilir?
Yukarıda anlatmaya çalıştım, zaman kavramı hayalde yaratılan bir insan icatıdır diye,
Oysa bugün gerçektir, hayal değildir.
Şuan çevrenize baktığınız da gördüğünüz de ”anda” durur ve görürsünüz, işte bu gerçektir, sizin gerçeğinizdir.
Ama zaman denilen şeyse ”an” değildir, başkalarının hayalde yarattığı bir şeydir.
Ayrıca ”gelecek” diye bir zaman dilimi yaratarak, sizi bugünden olabildiğince uzaklaştırır, size hayaller kurdurur.
Nasıl mı?
Şu gün emekli olacağım.
Şu gün tatile çıkacağım.
Şu gün doktora gideceğim. vs vs.
Bunların hepside sizi bugünden yani ”şu an”ınızdan uzaklaştırır.
An‘da durduğunuzda geçmiş ve geleceğiniz yoktur, sadece ”an” vardır o da tek’tir.
Ne geçen bir zaman, ne gelen bir zaman var.
Ne geçmiş bir gün, nede gelecek bir gün var.
Dünyanın üzerinde asırlar geçmiş diyorlarya.
Sanma ki tek bir günden başka doğan gün var.
Güneşin doğuşu batışı tekrardan başka şey değil.
O tekrar da tek’i anlatır maksatıysa teferruat değil.
Sen o tekrarla hayalinde garip bir hesap tutarsın.
O tuttuğun hesaplar, tek bir günü unutturası değil.
O tek bir gün bugündür, yani şimdi yani şu an.
Hergün bugün, bugün de hergün yok başka an.
Zamanın en kısa birimi denileni ah bir anlasan.
Onda hayal yoktur, gerçek vardır hemde her an.
Ben zamanın içinde değilmişim o benim içimdeymiş.
Bir yanılgıya düşmüşüm, o hayaller gerçek değilmiş.
Zaman dedikleri mefhum, meğerse geçmez akçeymiş.
Bugün doğup bugün öleceğim, ömrüm düşüncemmiş.
Bugün doğan bir İnsan, olmayan yarında nasıl ölsün.
Dünü yarını boşverelim, Bugün doğan bugün ölsün.
Birilerinin hesabı kitabı, senin de felâsife’n olmasın.
Zamansızlık gerçektir, hayalde ki zaman şimdi ölsün.

![Validate my RSS feed [Valid RSS]](wp-includes/images/resimler/valid-rss.png)
Kasım 28th, 2008 at 14:18
Kader inancı olan her canlının zaman kavramıda vardır.
Kader şöyle birşey bana göre;
Bir bilgisayar oyunu düşünün, en basitinden herkesin bildiği mario :D
Oyunda doğru yolda ilerleyip mutlu sona ulaşmak ta sizin eliniz de şansınızı iyi değerlendiremeyip aklınızı kullanamıyorsanız canınızı tüketip oyunun sonunu görememekte sizin iradenizde.
İşte zaman kavramı da oyunun başından sonuna ölçülebilmesini, hangi dakika da ne yaptığınızı kaydetmeye olanak tanıyan bir uzunluk ölçüzüdür diyebiliriz.
Şimdi bazı akıllılar düşünebilir, oyunu bikaçkez oynama şansım olsa ellbet mutlu sona bende ulaşabilirim diye.
Bunun bir sınav olduğunu hatırlarsak, ilk sınavda başarısız olan bir öğrenci için aynı soruları sorup 2. bir sınav yapmak ta ne demek :S
Birde oyunda takılıp kalanlar var, başkalarının save dosyalarını internette arayanlar yada şifre, hileye başvuranlar.
Birde şöyle bir durum var;
Oyunda tek bir harita (map) yok. Herkes birbirinden görüp kopya çekmesin dimi ama :D
Yani herkesin kaderi farklı.
Ee bir oyun var orta da ama bilmiyoruz ki. oyunların yardım dosyları var değil mi
hatta oyun içinde yapmanız gerekenleri bildiren bir karakter yada genelde tab tuşu ile misyon bildiren uyarılar var.
Gerçek hayattada bu böyledir, her dinin peygamber ve kutsal kitapları var.
Kader inancı olan her canlıda olaylar arasında bağlantı kurmaya yarayan bide zaman kavramı vardır.
Zaman yaratılıştan gelen ve insanlığa atanmış bir paramet gibidir.
Kasım 29th, 2008 at 00:35
Bu konuda size katılıyorum. Zaman insanoğlunun yarattığı bir kavramdır. Zamanın ötesinde gerçek denge vardır, Gerçek denge içerisinde zaman denilen bir kuram yoktur.
Kasım 29th, 2008 at 02:19
Milattan bir kaç yıl önce önce yaşayanların Kader inancı yok muydu?
Bence bunun Kaderle alakası yok ama Kader denilen şey var tabiki.
Mario benzetmesi güzeldi.:)
Zaman yaratılıştan gelmezde, bizler onu böyle varmış gibi davranırsak o da gelir bizi ezer.
Kasım 29th, 2008 at 03:10
insanlık milat ile mi başladı ki ?
zaman kavramı takvimle saatle başlamadı ki, yaratılışın bir ürünü.
Yani şöyle özetliyim; yaşamanın amacı son bulmaktır, her başlangıcın birde sonu vardır.
işte insanlığın başlangıcı ile sonu arasındaki ölçüyü gösteren kavramda zamandır.
bazı dosyalar parametresiz çalışmaz.
mesela bir consol uygulaması düşünün
insan.exe /zaman
işte yaşam da zaman parametresi olmadan başlamaz.
Yani yaşam processinin (sürecinin) başlaması için bu parametreye ihtiyacı var.
insan.exe /zaman /70 kaderi yani mario benzetmesine göre oyundaki map 70 yıl sürecek.
tabi bir yerden atlayıp kendi sonunuda bulabilirsin. :D
Yani özün özüne gelirsek, kaderimiz zaman parametresi ile başlıyor. ;)
Kasım 29th, 2008 at 07:06
Bende onu diyorum insanlık Milad ile başlamadı, ama birileri onu başlattı.
O da ne yaptı, M.Ö ve M.S diye diye tüm zamanları hükmediyormuş gibi göründü.
Ne komik değil mi?
Bir takvim yap ve geçmiş ve geleceği ipotek altına al.
Bunada ”Zaman” de.
”Tabular” şiirimde aslında bunada değinmiştim, İnsan kendi yarattığı bir şeyin kölesi olur, demiştim.
Gene aynı şeyleri diyeceğim ama Zaman meselesi de aynen böyledir, o hayalde yaratılmış bir şeydir.
Hayatta sayılar, takvim ve saat yoktur,
Anlamadığım Kader veya Mukadderat niye zaman ile ilişkilensin ki?
Kader zamansız işlemez mi?
Garip geldi bana.
Kasım 29th, 2008 at 11:41
Parametre örneğini anlamadıysanız zamanın insanlıktan önce yaratıldığını idrak edemezsiniz.
Başlangıç ve son ilişkisini anlamdıysanız zaman kavramınıda anlamazsınız.
“Kader zamansız işleyemez mi ?” demişsiniz, deneyin bir. Alın size örnek; görebileceğiniz bir saat takvim vs olmasın hatta gece gündüz kavramından da uzaklaşın yani gündüzü görebileceğiniz bir pencere vs olmasın. Kendinizi zamandan soyutlayın. Bir süre bu ortamda yaşayın.
O zaman belki anlarsınız zaman kavramının neden var olduğunu. Tabi hala aklı selim düşünebilecek haliniz kalırsa.
“Kader zamansız işleyemez mi” die bana sormayın, oturun ellerinizi açın semaya yaratana sorun.
Kesinlikle yanlış anlamayın belki benden de inançlı olabilirsiniz, ben genel konuşacam yani alınmayın.
iman etmeyen, ölümden sonrasına inanmayan biri zaman kavramının yaşamdan önce yaratıldığını anlayamaz.
Bilmiyorum bunları nerden okuyorsunuz ama bana göre bu tür felsefe acizlerin zırvalamasından başka bişey değil.
Hakikatler burada;
Şeytanın, Kıyamet Gününe Kadar İzin İstemesi
“Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir.” Dedi ki: “Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.” Dedi ki: “O halde, süre tanınanlardansın. Bilinen vaktin gününe kadar.” (Sad Suresi, 78-81)
Meleklerin Tesbihi
Şayet onlar büyüklenecek olurlarsa, Rabbinin katında bulunanlar, O’nu gece ve gündüz tesbih ederler ve (bundan) bıkkınlık duymazlar. (Fussilet Suresi, 38)
Meleklerin Allah Katına Çıkma Süresi
(Bu azap) Yüce makamlar sahibi olan Allah’tandır. Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. (Mearic Suresi, 3-4)
Allah Katında Bir Günün Bin Yıl Gibi Olması
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va’dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (Hac Suresi, 47)
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar. De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O’nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.” (Kehf Suresi, 25-26)
Hz. Musa’nın Kavmini Gece Yürüyüşe Çıkarması
Andolsun, Biz Musa’ya vahyetmiştik: “Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan.” (Taha Suresi, 77)
Hz. Süleyman’ın Emrine Verilen Rüzgar
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimişbakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle işgören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim Bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından tattırırdık. (Sebe Suresi, 12)
Kıyamet Saati
İnkâr edenler, dediler ki: “Kıyamet-saati bize gelmez.” De ki: “Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O’ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır.” (Sebe Suresi, 3)
Aralık 3rd, 2008 at 20:34
Valla bu konuya cevap yazmak pek içimden gelmedi nedense zira قدر gibi derin bir meseleyi ki قرات onun kapalı bir mesele olduğunu لوح محفوظ yazıldığını dolayısıyla, iman edilmesi gerektiğini bildirirken siz onu zamanla ilişkilendirdiniz ben daha artık diyeyim.
Bir bilinmeyenin başka bir bilinmeyenle cevaplanması bu olsa gerek.
Bunları nereden okuduğma gelince hiç bir yerden okumuyorum, zaten okuyamamda çünkü hiç bir yerde yazmıyor bunlar, veya yazıyorsa da ben görmedim.
Kabul edersiniz veya etmezsiniz ama yukarıda ki başlık ve konu bana aittir, hemde herşeyiyle.
Aralık 18th, 2008 at 03:30
Zaman var mı ki ?