<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Felsefeyle doğanlar. yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/</link>
	<description>Felsefe herkese lazım bir şey değildir</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Aug 2010 23:18:25 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Felâsife</title>
		<link>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/comment-page-1/#comment-34</link>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 16:23:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=158#comment-34</guid>
		<description>Öncellikle Felâsife&#039;ye hoş geldiniz, cevap için de teşekkür ederim,
Ayrıca bir çelişki varsa düzeltilir elbet.
Yalnız benim bu konum adı üstünde ”Felsefeyle doğanlar” dı yani her doğan kişiyi kast etmedim.
Sonunda da zaten ”Felsefeyle doğanlar başkadır” diye bu olayın başkalığından bahsettim.
Ama ”Bozulduk” yazımda herkesten ziyade bir süreç kast olunmuştur, ta yazının başlangıcından başlayan bu günlere gelen herkesin içinden geçtiği bir süreçtir o
Dolayısıyla yazının biri bir grubu, diğerinde de ise herkes kast edilmiştir.
O zaman da akla şu soru gelebilir doğal olarak, ”Hani herkes eşittir” 

Aslında ben böyle bir soruya sadece gülerim, bu hayatın hiç bir yerinde eşitlik yoktur ki?
İnsanların doğumlarında eşitlik olsun, aynı kaderi paylaşıyor olsunlar. değil.
İnsanın eşit olduğu sadece kitaplarda geçer.
Afrikada açlıktan ölen, benim Memleketim de kışın soğuktan donan, yiyecek ekmek bulamayan, öte tarafta zevk ve safa içinde yaşayanlar oldukça, ”eşitlik” sadece yazılan ve okununlan ama ”uygulanmayan” bir kelimeden ibarettir.

Bu eşitsizlik sadece para pul mevzularında değil, dediğim gibi doğumda da vardır, farkındaysanız kimi kör doğar, kimi sağır kimi, kimi de doğamaz bile.
Herneyse diyeceğim o ki, ”Doğru ve yanlış” kavramı herkeste başka başkadır.
Sizin veya benim fark etmez herkesin yaşadığı yaşantı içerisin de doğru ve yanlış kavramını bi&#039;şekilde kendi geliştirecektir, bu kaçınılmaz bir sondur.

Sefâlet içerisin de yaşayan biriyle, sefâ içerisin de yaşayan birinin doğru ve yanlış kavramları ister istemez farklı olacaktır.

Aynı şekil, gerçeği arayanlarla, gerçeği buldum diye sevinenlerle, veya bulamadım diye üzülenlerle, veya gerçekte neymiş diye günün gün edenlerin gerçeği bir olmaz.
Aynı yolun yolcusu olanların bile gerçeğinde farklılıklar vardır.
Tasavvufta bile ”Hasanat-ül ebrâr, seyyiat-ül mukârrebun” ifadesi vardır ki olay farklı farklıdır.
Şu halde bu gün savunduğunuz bir şeyi gelecekte yapmamanız bile olasıdır.
Öyleyse çelişki dediğimiz şeyler aslında yok edilmekten ziyade tespit edilip varlıkları kabul edilseler daha iyi olacaktır.
Sonuçta bir şey çelişki olsa bile onunda bir varlığı olduğunu kabul etmek gerekir.
Yok saymak doğru değildir.

Uzun lafın kısası yazımda ki bahsettiğiniz çeliş ki eğer ”doğru ve yanlış yoksa bozulmada olmaz, olmamalıdır” diyorsanız buna bir şey diyemem, tersi bir durumada bir şey diyemem.
Zaten burada ki kastım da genel değil,

Doğru ve yanlış vardır, bozulma vardır, Çünkü İnsanlar arasında farklar vardır. :)
Sorun budur aslında ”aramızda ki farklar”</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öncellikle Felâsife&#8217;ye hoş geldiniz, cevap için de teşekkür ederim,<br />
Ayrıca bir çelişki varsa düzeltilir elbet.<br />
Yalnız benim bu konum adı üstünde ”Felsefeyle doğanlar” dı yani her doğan kişiyi kast etmedim.<br />
Sonunda da zaten ”Felsefeyle doğanlar başkadır” diye bu olayın başkalığından bahsettim.<br />
Ama ”Bozulduk” yazımda herkesten ziyade bir süreç kast olunmuştur, ta yazının başlangıcından başlayan bu günlere gelen herkesin içinden geçtiği bir süreçtir o<br />
Dolayısıyla yazının biri bir grubu, diğerinde de ise herkes kast edilmiştir.<br />
O zaman da akla şu soru gelebilir doğal olarak, ”Hani herkes eşittir” </p>
<p>Aslında ben böyle bir soruya sadece gülerim, bu hayatın hiç bir yerinde eşitlik yoktur ki?<br />
İnsanların doğumlarında eşitlik olsun, aynı kaderi paylaşıyor olsunlar. değil.<br />
İnsanın eşit olduğu sadece kitaplarda geçer.<br />
Afrikada açlıktan ölen, benim Memleketim de kışın soğuktan donan, yiyecek ekmek bulamayan, öte tarafta zevk ve safa içinde yaşayanlar oldukça, ”eşitlik” sadece yazılan ve okununlan ama ”uygulanmayan” bir kelimeden ibarettir.</p>
<p>Bu eşitsizlik sadece para pul mevzularında değil, dediğim gibi doğumda da vardır, farkındaysanız kimi kör doğar, kimi sağır kimi, kimi de doğamaz bile.<br />
Herneyse diyeceğim o ki, ”Doğru ve yanlış” kavramı herkeste başka başkadır.<br />
Sizin veya benim fark etmez herkesin yaşadığı yaşantı içerisin de doğru ve yanlış kavramını bi&#8217;şekilde kendi geliştirecektir, bu kaçınılmaz bir sondur.</p>
<p>Sefâlet içerisin de yaşayan biriyle, sefâ içerisin de yaşayan birinin doğru ve yanlış kavramları ister istemez farklı olacaktır.</p>
<p>Aynı şekil, gerçeği arayanlarla, gerçeği buldum diye sevinenlerle, veya bulamadım diye üzülenlerle, veya gerçekte neymiş diye günün gün edenlerin gerçeği bir olmaz.<br />
Aynı yolun yolcusu olanların bile gerçeğinde farklılıklar vardır.<br />
Tasavvufta bile ”Hasanat-ül ebrâr, seyyiat-ül mukârrebun” ifadesi vardır ki olay farklı farklıdır.<br />
Şu halde bu gün savunduğunuz bir şeyi gelecekte yapmamanız bile olasıdır.<br />
Öyleyse çelişki dediğimiz şeyler aslında yok edilmekten ziyade tespit edilip varlıkları kabul edilseler daha iyi olacaktır.<br />
Sonuçta bir şey çelişki olsa bile onunda bir varlığı olduğunu kabul etmek gerekir.<br />
Yok saymak doğru değildir.</p>
<p>Uzun lafın kısası yazımda ki bahsettiğiniz çeliş ki eğer ”doğru ve yanlış yoksa bozulmada olmaz, olmamalıdır” diyorsanız buna bir şey diyemem, tersi bir durumada bir şey diyemem.<br />
Zaten burada ki kastım da genel değil,</p>
<p>Doğru ve yanlış vardır, bozulma vardır, Çünkü İnsanlar arasında farklar vardır. :)<br />
Sorun budur aslında ”aramızda ki farklar”</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: ynt</title>
		<link>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/comment-page-1/#comment-33</link>
		<dc:creator>ynt</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 11:18:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=158#comment-33</guid>
		<description>Artık sizden başkası yoktur!
Gece gündüz kavramı yoktur!
Doğru yanlış ölçüsü yoktur!
Rüyaların bir anlamı yoktur!
Yoktur, yokluk bile yoktur!

Bu cümlelerin içeriğine göre aşağıdaki bölümle çeliştiğini düşünüyorum. 
Eğer sizi yanlış anlamıyorsam; doğru ve  yanlışın bir ölçüsü yoksa, kavramlar daha sonradan oluşturulmuşsa, bozulma nedir, bozulan kimdir? 
 
Her icat olunan şey bizleri biraz daha bozmuştur.

Yazı icat oldu, kafalar bozuldu.
Yasalar icat oldu, Adalet bozuldu.
Atom icat oldu, dengeler bozuldu.
Şehirler icat oldu, köyler bozuldu.

Binalar icat oldu, komşuluk bozuldu.
Arabalar icat oldu, yayalar bozuldu.
Para icat oldu, şükretmek bozuldu.
Televizyon icat oldu, ahlak bozuldu.

Telefon icat oldu, huzur bozuldu.
Kartlar icat oldu, bütçeler bozuldu.
Msn icat oldu, Türkçe’miz bozuldu.
Teknoloji icat oldu, insanlar bozuldu.

Bakalım daha ne icat olacakta, bizleri ne kadar bozacak?

Kişisel kanaatimce; külli varlığa göre oluşturulan bir düşünce sisteminde, sonradan oluşturulan kavramların geçerliliğni yitirdiğine dair yazılan bir yorum çelişki oluşturuyor. Samimiyetinize sığınarak, bu bölümün kaldırılması veya düzeltilmesini yahut bu çelişkiyi giderek bir yazı yazmanızı rica edeceğim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Artık sizden başkası yoktur!<br />
Gece gündüz kavramı yoktur!<br />
Doğru yanlış ölçüsü yoktur!<br />
Rüyaların bir anlamı yoktur!<br />
Yoktur, yokluk bile yoktur!</p>
<p>Bu cümlelerin içeriğine göre aşağıdaki bölümle çeliştiğini düşünüyorum.<br />
Eğer sizi yanlış anlamıyorsam; doğru ve  yanlışın bir ölçüsü yoksa, kavramlar daha sonradan oluşturulmuşsa, bozulma nedir, bozulan kimdir? </p>
<p>Her icat olunan şey bizleri biraz daha bozmuştur.</p>
<p>Yazı icat oldu, kafalar bozuldu.<br />
Yasalar icat oldu, Adalet bozuldu.<br />
Atom icat oldu, dengeler bozuldu.<br />
Şehirler icat oldu, köyler bozuldu.</p>
<p>Binalar icat oldu, komşuluk bozuldu.<br />
Arabalar icat oldu, yayalar bozuldu.<br />
Para icat oldu, şükretmek bozuldu.<br />
Televizyon icat oldu, ahlak bozuldu.</p>
<p>Telefon icat oldu, huzur bozuldu.<br />
Kartlar icat oldu, bütçeler bozuldu.<br />
Msn icat oldu, Türkçe’miz bozuldu.<br />
Teknoloji icat oldu, insanlar bozuldu.</p>
<p>Bakalım daha ne icat olacakta, bizleri ne kadar bozacak?</p>
<p>Kişisel kanaatimce; külli varlığa göre oluşturulan bir düşünce sisteminde, sonradan oluşturulan kavramların geçerliliğni yitirdiğine dair yazılan bir yorum çelişki oluşturuyor. Samimiyetinize sığınarak, bu bölümün kaldırılması veya düzeltilmesini yahut bu çelişkiyi giderek bir yazı yazmanızı rica edeceğim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
