Köylü Milletin Kölesidir.
Felasife Mart 3rd, 2009Evet yanlış okumadınız ”Köylü Milletin kölesidir”
Şehire göç ediyor diye eleştirilen, üstü başı kokuyor diye hor görülen, okumamış cahil kalmış diye alay edilen zümreye köylü denir.
Ortaçağın derinliklerinde damdan bozma ahırdan kotarma evlerde yaşarlar.
İnsani yaşam şartları tam oluşturulamadığı için daha doğrusu oluşturulmak istenmediği için, çocuklarını okutmak için bile 8-10 km öteye karda kışta yalın ayak gönderirler.
Güneş batınca yatarlar, güneşin doğmasıyla kalkarlar.
Peki neden böyle yaparlar?
Neden basit!
Şeherdekiler ”daha ucuza beslensin” diye toprağı sürerler, imece usuluyle tarla bostan vs. lerini bellerler.
İşleri çoktur o yüzden çocuklarını çok okutamazlar, e köy işleride bir kişinin de altından kalkacağı işlerde olmayınca, çocuklardan ister istemez medet umarlar.
Köylü ne yapsın!
Şeherde ki aydını ve politakacıları da köylüye bir destek çıkmaz ki onları sahiplanmez ki bu köylü evini barkını düzenlesin insan gibi yaşasın, Orta çağın karanlıklarından kurtulsun, makinesini aletini edevatını borçsuz senetsiz sepetsiz alsın, kapısının önünde arabası, traktörü, kamyoneti olsun, yolu olsun izi olsun, hastanesi, doktoru, çarşısı pazarı olsun..
ve en önemliside cebinde parası olsun..
Diye bir düşüneni olmaz ki?
Bin bir zahmetle ürettiği pirincini 3 on paraya satmasın..
Pirincin nasıl üretildiğini biliyor musunuz bilmem ama onca emeği göz önüne alırsanız princin kg fiyatı 20 tl den aşağı olmamalı,
Eğer bu gün ekmeği 5 TL den aşağıda yiyorsanız, inanın ki bedava yiyorsunuz o yüzdende zaten çöpe herkes ekmeği yemeği, ”ayy bozulmuş bu” ”Bayatlamış bu” ”ıyy” diye kaldırıp atmıyor mu?
Bozulmasına da gerek yok 1 gün geçti, bu bayatlamış diye (kursaklarına bayatlamış bir şey girerse bünye bozulacakya) çöpe atılıverir.
İşyerlerin de olay daha facia zaten, çalışanına veya ihityacı olana vermek yerine onlarda kaldırıp çöpe atarlar.
Nasıl olsa köylerde köylüler var yani köleler var, üretsinler işleri ne!
Karınları tok, eğinleri pek daha ne istiyorlar değil mi!
Peki bunun nedeni nedir?
Yiyecek bu Memlekette ”ucuz” olduğu için oluyor bu.
Yiyeceği üreten de köylüde karın tokluğuna üretiyor, ne yapsın aç mı kalsın? mecburiyetten üretiyor işte.
Çoluğu var çocuğu var, yoksa kim giderde al kardeşim şu parayı şu ekmeği karnını doyur der.
Kimse demez demiyorda zaten.
Bu Memlekette paranın yönü Tarımdan Sanayiye yani Sanayici ve işadamına kaydı.
İtibarın yönüde şarkıcı,topçu ve siyasetçilere kaydı.
Hal böyle oluncada adamlar bir saca 4 civata bir motor, bir iki boya ile al sana çamaşır makinesi deyip 1000TL ye satıyorlar.
İçin de ne var dersen kıl tüy derim.
Güya araba üretiyorlar o da bildiğiniz teneke başka bir şey değil zaten.
Bu Memlekette Köylü emeğinin karşılığını almaya kalksa (zor ama) ilk başta buna Sanayiciler, Bankacılar vs. suyun başında oturanlar karşı çıkar.
Çünkü Millet yiyecekten tasarruf yapamayacakya, hatta harcama kalemlerinin büyük bölümü yiyecek parasına gidecekya, böyle olan biri nasıl araba, buzdolabı, ç.makinesi vs. alsın, nasıl gezsin, nasıl ”fuzuli” harcamalar yapsın değil mi?
300gr Ekmek 60 krş.
Zenginide aynı fiyata alıyor fakiride
Kim ucuz yaşıyor?
Kim pahalı yaşıyor?
Kim köle?
Kim efendi?
‘Köylü Milletin efendisidir’ diye desede Ata’mız.
Şehirde yaşayanda, hayır o bizim hizmetkârımız.
Bu köylünün kaderi, Tanrı onu onun için yarattı.
Bizi ucuza besleyecek, yoksa yok bizim rızamız.
Kulun rızası Tanrının kaderi oluyorsa, Tanrı kim?
Kader denilen şey insanın egosuysa o İnsan kim?
Kader, alına yazılan bir yazıysa, burada suçlu kim
Kim kime niye köle olur, kötülüğün efendisi kim?
Efendi dediğimiz köleler, sözde kölelerini beslerse.
O kölelerde bu vefanın fiyatını çok ucuz biçerlerse.
Kim köle kim efendi hakikat nazarında değişmişse.
Sözlerin ne anlamı kalır, herşey kaderden bilinirse.
Oh ne âlâ, kader deyip görmemezlikten gelin.
Kulağınızı kapatıp ama ben duymadım deyin.
Çoğu şeyi biliyorken cehaleti kisve edinin.
Konu ezilen olunca bunu kadere havale edin.
Gerçek hiç öyle değil aslında ama edebim müsade etmiyor.
İnsanoğlu hayalde yaşıyor, gerçeğin âriliğine nazar etmiyor.
Canınıda yaksanız bu rüyadır deyip, gene uykuya gidiyor.
Kuzu postunda ki kurt olmuş, ne olduğunuda fark etmiyor.

![Validate my RSS feed [Valid RSS]](wp-includes/images/resimler/valid-rss.png)
Nisan 9th, 2009 at 01:54
(((((Çünkü Millet yiyecekten tasarruf yapamayacakya, hatta harcama kalemlerinin büyük bölümü yiyecek parasına gidecekya, böyle olan biri nasıl araba, buzdolabı, ç.makinesi vs. alsın, nasıl gezsin, nasıl ”fuzuli” harcamalar yapsın değil mi?))))
……………………………………………………………………………………..
İşin bu tarafı hiç aklıma gelmemişti.
Şehirde de yaşam zor be hocam. Köylü bedenen yorulsada, zihnen şeherde yaşayanlardan daha rahat. Şehirin stresini çekeceğime, köyde milletin kölesi olmayı tercih ederdim.
Nisan 10th, 2009 at 07:43
Her yaşamanın kendine göre zorluğu vardır ona bir şey diyememde, ben olaya Köylü penceresinden baktım.
Bir Devlet düşünün ki çiftçisi köylüsü bir ürüne zam yapınca, misilleme olarak anında gemilerle o üründen Yurt dışından getittiriyor.
Ama aynı zamın feriştahını Sanayicisi, iş adamı yapınca, Otomobil, ç.makinesi, tv vs. vs. ürünlerini gemilerle Yurt dışından getirtmiyor?
KDV indirmi açıklandı ama ardından Nisan başında Sayın Oto üreticileri zammı giydiriverdiler.
” Hadi Devlet gemilerle oto getirtseya ”
Kuru kuru bir iki açıklama geldi o kadar ama Oto gelmedi.
Sözün özü Köylü hiç rahat değil, zam yapamıyor.
Ne Halk ne de Devlet bu zamma da razı değil.
Sonuçta Köylünün işi zor, ister istemez zaten kölelik yapıyor, ne yapsın.
Nisan 15th, 2009 at 01:34
Gıda sektörü ile ilgili bilgim hemen hemen yok denecek seviyede fakat otomotiv sektöründe devlet zaten gemilerle yurtdışından getiriyor ürünü.
Yerli malı otomobiller yurtdışından gelenlerden daha ucuz.
Otomotiv ve benzeri sektörlerin piyasası bayilik olarak elimizde olsa da, piyasayı yönlendirenler bizler değiliz. Piyasanın gerçek sahipleri zammı giydiriyorlar.
Köylünün ürettiği gıda mallarında durum değişiyor. Üretici direk kendimiz olduğumuz için zam yapmama gibi bir lükse sahibiz.
Zorunlu tüketim mallarında zam olayı çok daha hassas bir konudur.
Hali hazır, eğer köylü istediği zammı yaparsa, şehirde evine üç yerine iki ekmek götürecek insanları görmekte mümkün olur.
Sağolsun köylü şehirde aç kalınmasın diye kölelik derecesinde ağır ve fedakarlık gerektiren bir görevi yerine getiriyor. Allah razı olsun köy milletinden.
İnşallah zan gelmezde Karacadağ Pirincini yemeye devam ederiz, hormonlu ve emek harcanmamış, dolayısı ile daha ucuz İTHAL pirinçleri yemek zorunda kalmayız.