Yalansız bir Dünya olur mu?
Felasife Nisan 29th, 2009Dünya üzerinde ki herkesin bir gün doğruyu söylediğini düşünebilir misiniz?
Velevki Dünyanın öyle olduğunu düşünün.
Sizce Dünya nasıl olurdu?
Kan gövdeyi mi götürürdü? yoksa şimdiki gibi her şey süt liman mı olurdu?
Yalanlar olmasa Dünya iğrenç bir yer olurdu.(Elan hâlâ öyledir)
Ne akşam evde oturup doğru dürüst tv seyredebilirdiniz.
Ne çocuğunuzu okula gönderirdiniz.
Ne kimseye selam verirdiniz, vs vs.
Gerçi hâlâ böyle hayatı yalansız olarak görenler vardır aramızda ama onların sesleri pek çıkmaz, çıksada itibar görmezler zaten.
Çünkü insanlar bu Dünyayı ve içindekileri ve söylenen sözleri ”gerçek” sanmaktadır.
Oysaki Dünya yalanlar üzerine kurulmuştur..
Gerçekler üzerine maalesef kurulmamıştır..
Hal böyle oluncada Dünyayı ve içindekileri gerçek zannedenlere ”siz bunlar koca bir yalan” desenizde, doku uyuşmazlığı misali ters etki olur ki sizi kulakları duysada, beyni yalanı gerçek olarak mimlediği içindir ki beyin olarak o kişi sizi duymaz, duyamaz.
Duyması zaten eşyanın kanuna aykırıdır.
İnsan daha önce bilmediği bir şeyi görmez ve duymaz
Ne zaman görür ve duyar..
Defalarca kez görmesi ve duyması lazımdır ki beyne yerleşsin.
Siz annenizi aslında sırf anneniz olduğu için değilde, onu taa bebeklikten beridir defalarca kez gördüğünüz duydunuz içindir ki tanırsınız, bilirsiniz.
Annenizi bir kere görseydiniz onu bir daha nasıl tanıyacaktınız?
Aynı bunun gibi gerçeği bir kere duymakla veya görmekle gerçek ”tanınmaz” ”bilinmez” ”duyulmaz”
Ya ne olur.
Söyliyeyim,
İdareciler daha doğrusu seçimle iş başına gelenler, sizce şöyle dediler mi? duydunuz mu?
Ben halkı malkı düşünmüyorum tek düşündüğüm ben ve yandaşlarımdır, Memlekete hizmet boş iş, varsa yoksa kendim dediğini duydunuz mu?
Veya Sağlıkçıların hani meşhur bir sözleri varya, ”Önce insan” diye bu sözü ”Önce para” diye hiç duydunuz mu?
Ben kendimi insanlığa adadım değilde, daha fazla kazanmaya adadım, önemli olan rontgen, tahlilleriniz, sağlığınız değil, cüzdanınız dediğini duydunuz mu?
Bence hiç duymadınız duyamazsınız!!
Çünkü hiç bir insan bu denli açık net bir ifadeyi açık olarak söylemez söyleyemez.
Çünkü hiç bir insan EGO anlamında ”çırılçıplak” dolaşamaz.
EGO’nun da örtülmeye ihtiyacı vardır.
Nasıl ki zahiri bedenimizi örtüyoruz, aynen EGO’muzuda örteriz, onu gizleriz.
EGO’nun da örtüleri ”yalanlardır”
Baktım ki sokakta herkes, giymiş elbiselerini rahatça dolaşıyor.
Günlük elbise değiştirir gibi, hergün bir yalanın kisvesine giriyor.
Kimide aynı yalanı diline dolamış, kirli elbise gibi hiç çıkarmıyor.
Dünya yalanlar Dünyası, bunu bilen âlemi zaten çıplak görüyor.

![Validate my RSS feed [Valid RSS]](wp-includes/images/resimler/valid-rss.png)
Ağustos 23rd, 2010 at 11:41
Merhaba Yaşar bey, blogunuza Öİ üyeliğinizden ulaştım. İlginç bir blog oluşturmuşsunuz, bunun için sizi kutlarım. Düşünmeye çalışan insanları takdir ederim. Genel anlamda karamsar bir insan olduğumu kabul edebilirim ancak sizin biraz daha karamsar olduğunuzu görüyorum. Özellikle şu “yalansız dünya” konusundaki görüşlerinize tam olarak katılmadığımı belirtmek isterim. Kendi hayat tecrübelerim bana “yalansız bir dünya”da mutlu olabileceğimi gösteriyor. Öİ profilime bakarsanız 63 doğumlu olduğumu görebilirsiniz. Yani şu an 47 yaşımdayım ve artık rahatça karşılaştırabileceğim bir geçmişe sahibim. Bundan 40 yıl öncesinin yalanlarıyla günümüz yalanlarını karşılaştırmaya çalıştığımda arada uçurumlar bulunduğunu görebiliyorum. Ve yine görebiliyorum ki yalanlar ne kadar az ise ben o kadar mutluyum… Yalan demek hayal kırıklığı demektir. Hayal kırıklığının diğer adı da mutsuzluk. Yalansız bir dünyanın “heyecansız” olacağı varsayımından hareket ettiğinizi düşünüyor ve bu varsayımınıza itiraz ediyorum. Yalansız bir dünya da en az diğeri kadar heyecan vericidir ve belki de yaşamaya değer olanıdır… Tabii dünya ve yalan sözcüklerinin yanyana geldiklerinde ortaya çıkan anlamı belirtmeden geçmek olmaz: adı üstünde: yalan dünya! Kısacası dünyanın kendisi bir yalandan ibaret iken, yalansız bir hayat nasıl mümkün olsun? Özet olarak şunu demek istiyorum: Kendi insiyatifimiz dışında geldiğimiz bu dünyada ne kadar az yalanla karşılaşırsak o kadar da mutlu olma şansımız olur…
Ağustos 24th, 2010 at 01:18
..”Yalansız bir dünyanın “heyecansız” olacağı varsayımından hareket ettiğinizi düşünüyor ve bu varsayımınıza itiraz ediyorum”..
Heyacansız’lıktan ziyade böyle bir dünyada yaşamak ”acı” verecektir, ”Gerçekler acıdır” sözüde bu meyanda sabittir, bunu terside ”Yalanlar tatlıdır” ve insanlarda tatlı şeyleri severler, acıdan kaçarlar, dolayısıyla insanlar kendilerine ”Negatif” gelen her türlü eylemi ”o gerçek bile olsa” dinlemeden anlamadan ret ederler.
Bu yüzden bir gerçeği bilseniz bile (herhangi bir gerçek fark etmez) bunu paylaşamazsınız, karşınızdakiyle konuşamazsınız. (zordur)
Bunlar yüzden Dünya iğrenç bir yer olurdu vs. dedim.
Dediğiniz gibi dünyanın kendisi bir yalandan ibaret iken, yalansız bir hayat nasıl mümkün olsun?
Münkün değil zaten. :)
Eğer olsaydı, dünya nasıl bir yer olurduya yukarıda ki yazıda cevap aradım, inanın her insan öyle gayesiz amaçsız boş boş dolanırdı, çünkü her gerçeğin bir bedeli vardır ve her gerçekte illa sizden birşey alacaktır.
En sonunda da tasavvufi değişle ”sen sende kalmayıncaya kadar” sürecektir bu.
Özetle yalanlar insan hayatını mutlu bir şekilde sürdürebilmesi için gerekli bir şey.
Neyse bu konu böyle devam eder gider, sonuçta ”Bilen söylemez, söyleyende bilmez” demişler.
Bu arada tanıştığımıza memnun oldum, blog için düşünceleriniz içinde ayrıca teşekkür ederim.
Evet düşünmeyi seviyorum ve meyanda da yazıları kaleme almaya çalışıyorum, pek başkalarından yazmayıda sevmiyorum.
Heybemde ne varsa onu yazmak, başkalarının süslü sözlerinden bana daha iyi geliyor.
Her zaman söylenmemiş güzel sözler, düşünülmemiş mevzular vardır diyenlerdenim.
Diğer konularda karamsar olabilirim belki ama bu konuda benim kadar ”ümitvar” olan herhalde yoktur. :)
Hala düşünülmemiş bir şeyler var, biliyorum.