<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Felâsife &#187; Felasife</title>
	<atom:link href="http://felasife.com/tag/felasife/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://felasife.com</link>
	<description>Felsefe herkese lazım bir şey değildir</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Aug 2010 00:41:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Varolmayan dost’la hayali sohbetler 3</title>
		<link>http://felasife.com/2010/08/varolmayan-dost%e2%80%99la-hayali-sohbetler-3/</link>
		<comments>http://felasife.com/2010/08/varolmayan-dost%e2%80%99la-hayali-sohbetler-3/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 01:59:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[Hayal]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[yokluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[+ Uzun bir gece, herkes uyuyor, ben hariç - Sen kimdin? + Bilmiyor musun? - Biliyorumda ellerde bilsin ne geveze çatlak olduğunu. + Beni sen uyandırdın, benim suçum yok. - Oh ne âlâ, yap et sonrada suçum yok diye çekil kenara. + Ama öyle. - Öyle olmasaydı, yani sen uyanmasaydın rahat edecektim hemi. + Zaten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>+ Uzun bir gece, herkes uyuyor, ben hariç<br />
- Sen kimdin?<br />
+ Bilmiyor musun?<br />
- Biliyorumda ellerde bilsin ne geveze çatlak olduğunu.<br />
+ Beni sen uyandırdın, benim suçum yok.<br />
- Oh ne âlâ, yap et sonrada suçum yok diye çekil kenara.<br />
+ Ama öyle.<br />
- Öyle olmasaydı, yani sen uyanmasaydın rahat edecektim hemi.<br />
+ Zaten için rahat etmediği için beni uyandırmadın mı?<br />
- Yaptık bir hata; uyuda bende rahat edeyim sende.<br />
Mümkünse bir dahada hiç uyanma ..<br />
+ Bu senin kaderindi.</p>
<p><span id="more-503"></span><br />
- Ne yani hiç bir şey yapmasamda genede uyanacak mıydın??<br />
+ Aynen öyle<br />
- O kadar arayış, okuma, tasavvuf masavvuf, düşünce orucu filan falan boşa mıydı?<br />
+ Boşa olduğunu sen ispat etmedin mi?<br />
- Etmiş mi oluyorum?<br />
+ Bir nevi öyle ama insan ne zaman doğru yolu bulur?<br />
- Ne zaman<br />
+ Hiç bir yola tabi olmadığı zaman.<br />
- Açalım Uğurcuğum :)<br />
+ Açacak bir şey yok, bunlar Kader mevzuları.<br />
- Ne yani şimdi insan kendi kaderini çizemez mi?<br />
+ Çizer mi?<br />
- Çizemez mi?<br />
+ Sence ..<br />
- Çizer<br />
+ Nah çizer!<br />
- Niye ki?<br />
+ Nerede, ne zaman, ne şekilde doğacağına karar veremeyen, adını koyamayan, cinsiyetini, Milliyetini, sağlığını hastalığını seçemeyen<br />
biri nasıl olurda ”İnsan kendi kaderini kendi çizer” diyebilir?<br />
Kaldı ki nasıl bir yaşam onu bekler, neler başına gelir, ne zaman ölecektir, gençken mi yaşlıyken mi bunu bilemez ama kaderini kendi çizer diye<br />
cahilâne bir söze tabi olur şaşılacak şeydir.<br />
- Şaşılacak olan sensin bence, herkes bunu benimsemiş işte, ne deşeliyorsun ki.<br />
+ İnsan aciz bir varlıktır, bunu unutuyorlar.<br />
- Mükemmel bir varlık değil miydi o<br />
+ Neresi mükemmel<br />
Hastalıkları mı?<br />
Geçimsizlikleri mi?<br />
Yalanları mı?<br />
Hak hukuk yemeleri mi?<br />
Kan dökmeleri mi?<br />
İhtirasları mı?<br />
- Hop hop yeter anladık, o kadarda mükemmel değilmiş demek ki?<br />
+ Hiç değil, bazı süslü sözlerle kendi gerçeklerini ört bas ediyorlar.<br />
- Ne gibi<br />
+ İnsan kendi kaderini kendi çizer gibi, oysa değil kader 1 saat sonrasından bile haberleri yokken, bu sözle kendi acziyetlerini gizlerler.<br />
Kendilerini kandırdıkları gibi başkalarını da kandırırlar.<br />
Olay bu.<br />
Yoksa Zengin fakire, komutan askere, şöhretli şöhretsize vs. vs.ye muhtaçtır.<br />
Bu da ”acziyet” demektir.<br />
İnsan;<br />
Aciz olarak doğar.<br />
Aciz olarak yaşar.<br />
Aciz olarakta ölür.<br />
- Biz neyiz o zaman.<br />
+ Dedimya A-CİZ-SİN.<br />
- Ne halt yiyeceğiz o zaman.<br />
+ Beni ilgilendirmez<br />
- O zaman sana ne insanlardan, ne lafını yapıyorsun.<br />
+ Hoşuma gidiyor.<br />
- Ne yani bu kadar kan dökülmesi, tecavüzler, gasplar, cinayetler hoşuna mı gidiyor?<br />
+ Hayır onlar değil, İnsan kendi dairesi içinde dolanıp dururken, ben yaptım diye hava atarken, aslında o ben dediği şeyin bir kabuk olduğunu fark edememesi hoşuma gidiyor.<br />
- Yani kaba tabirle gaflette olması mı?<br />
+ Aynen öyle<br />
- Sen sadist misin?<br />
+ Ben sadist değilimde insan oğlu nankördür, azcık elinden tutsan hemen ben yaptım ben başardım der.<br />
- Ne olmuş derse.<br />
+ Anlamıyor musun?<br />
- Neyi<br />
+ Hepsi kader, başardığı bir şey yok, başaramadığı bir şeyde yok.<br />
- Gurkk ..<br />
Desene o zaman İnsan diye bir şeyde yok.<br />
+ yok<br />
- Peki bu olanlar ne?<br />
+ Kabuk<br />
- Kabuk ne la<br />
+ Toprağın altına giren.<br />
- Sen n&#8217;olacan peki<br />
+ Benim yerim belli, hiç&#8217;lik.</p>
<p>- Neyse sıkıldım bu konudan, oyumuzu ne verelim?<br />
+ Ne verirsen ver fark etmez.<br />
- Nasıl fark etmez? Biri evet biri hayır.<br />
+ Bu yasa taslağını okudun mu?<br />
- Hayır?<br />
+ e fark etmez işte, hoş gerçi okusanda fark etmezya neyse.<br />
- Niye farketmezmiş?<br />
+ Şimdi bu değişiklileri isteyen iktidar, bu darbe yasalarıyla iktidara gelmedi mi?<br />
- Evet<br />
+ Şimdi bunu tu-ka-ka ilan edip, kötülüyor değil mi?<br />
- Evet<br />
+ Oysa bu yasa ile bu günlere gelmedi mi?<br />
-  Evet<br />
+ Gelen gideni aratır unutma<br />
Eğer halk evet derse, ileride değişikleri yaptıklarında, efenim halk böyle istedi bizde yaptık diyecekler.<br />
Eğer halk Hayır derse, bu seferde ileride, efenim halkımız istemedi bizde yapamadık diyecekler.<br />
- eee<br />
+ Anlamadın galiba<br />
Her iki halde de vebali halkın sırtına yükleyecekler.<br />
- Hoydaa ..<br />
+ Vebal almak istemiyorsan oyunu geçersiz olarak kullan.<br />
Mührünü hem evet hemde hayır ikisine birden vur gitsin.<br />
- Geçersiz olunca hayır olmuyor mu?<br />
+ Ufff &#8230;<br />
- Aha uff dedi, oleeeyy. :)<br />
+ Evet ve Hayırlar sayılacak, geçersizler değil, dolayısıyla ne Evet ne de Hayır demiş olacaksın.<br />
Hem Vatandaşlık görevini yapacaksın, hem İleride, efenim geçersizler oylarını geçersiz kullandığı için yaptık/yapamadık diye bunu bahane edemeyecekler.<br />
Yani bir ”vebal” almış olmayacaksın.</p>
<p>- Çok çakalsın :)<br />
+ Sende az değilsin hani :)<br />
Onlar cinse ben de şeytanım.<br />
- Yoksa sen gerçekten şeytan mısın?<br />
+ Ne olduğumu biliyorsun<br />
- Biliyorum, hiç&#8217;lik gevezesisin :)<br />
+ Ötekini söylemeni tercih ederim.<br />
- Sen Felâsife&#8217;sin<br />
+ Şimdi oldu.<br />
- Hani sen Çin&#8217;liydin.<br />
+ Ben Çinli değilim ama tüm Çin&#8217;liler ben der, ve her Milletten insanda ben der.<br />
Dolayısıyla benim Çin&#8217;liyim demem bana ait bir sıfat değil, bir örtüdür.<br />
ve herkesin ben demeside kendi kendine örtüğü bir örtüdür.<br />
Özetle örtüleni daha çok örtmüş olduk hepsi bu<br />
Benim ben demem tabiki en büyük örtüydü.<br />
- Yani yalan söyledin he mi?<br />
+ Duymak istediğin neyse ben onu söyledim, ben zaten senin yalanınım.<br />
Sen bir yalandın.<br />
Bir yalan uydurdun.<br />
Herkesin içinde ki o ben&#8217;i kullandın.<br />
Senin ve başkalarının gözünde zaten var olmayan bir dost değil miyim?<br />
Başlık bile öyle değil mi?<br />
- Başlık öylede, bende bir yalansam ve yalancıysam niye yazıyorum ki?<br />
+ Bir yalan olduğunu gizlemek için olabilir mi?<br />
- Olabilir de bunu herkes yapıyor orasını pek anlamadım.<br />
+ Tamam işte<br />
Herkes bu yalanın paydaları, sende herkes kadar pay&#8217;dalanmış oluyorsun.<br />
- Nasıl yani<br />
+ Bu dünyayı ve içindeki tüm düşünceleri beğensende/beğenmesende bir fikir beyan etmiş oluyorsun, bu fikrinle de bu yalanı (Dünya yalandır) aslında onaylamış oluyorsun.<br />
Yukarıda ki Evet/Hayır oylaması gibi.</p>
<p>- ee ne yapacağız peki?<br />
+ hahaha yapabileceğin bir şey yok<br />
Çünkü sen yoksun; anlasana!<br />
- haa .. kader olayları diyorsun yani<br />
+ Ha şunu bileydin.<br />
- Ben yoksam eğer; neyi nasıl bileceğim?<br />
+ Seni Çakal ..<br />
- &#8230;.<br />
+ Bu noktalar nedir?<br />
- Ben yoğumya, hiç üzerime almıyorum babında :)<br />
+ Sen almazsan ben hiç almam &#8230;<br />
- &#8230;.<br />
+ &#8230;.<br />
- &#8230;.<br />
+ &#8230;.</p>

<div id='reaction_buttons_post503' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(2)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2010/08/varolmayan-dost%e2%80%99la-hayali-sohbetler-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiç&#8217;lik Dünyası</title>
		<link>http://felasife.com/2010/08/hiclik-dunyasi/</link>
		<comments>http://felasife.com/2010/08/hiclik-dunyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 03:32:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Benlik]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[yokluk]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=484</guid>
		<description><![CDATA[Her yerde kitap okumanın faziletlerinden bahsedilir, hatta öyleki en cahilinden en bilginine kadar okumak kişinin kendini geliştirmesinde ki en önemli araç olduğu vurgulanır ve süreklide bu olay tavsiye edilir.. Kendini tanımaya adamış kişide bu tavsiyeler neticesinde ister istemez bir kitap kurdu olur çıkar ki-çıkmak zorundadır-gece gündüz demeden okurda okur. Mecburdur okumaya çünkü kitap denilen hadise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her yerde kitap okumanın faziletlerinden bahsedilir, hatta öyleki en cahilinden en bilginine kadar okumak kişinin kendini geliştirmesinde ki en önemli araç olduğu vurgulanır ve süreklide bu olay tavsiye edilir..</p>
<p>Kendini tanımaya adamış kişide bu tavsiyeler neticesinde ister istemez bir kitap kurdu olur çıkar ki-<em>çıkmak zorundadır</em>-gece gündüz demeden okurda okur.<br />
Mecburdur okumaya çünkü kitap denilen hadise tüm düşünce/fikir sistemlerinin bir nevii kutsalıdır, içeriği ne olursa olsun onun özel bir konumu vardır.<br />
Hikayeden romana, şiirden ilmi bir esere kadar ne kadar kitap varsa kutsaldır ve önemli olanlarının da okunması gerekir.<br />
Semavi olanları hiç katmıyorum bile onlar zaten dokunulmazdır ve onlarında okunması gerekir.</p>
<p><span id="more-484"></span><br />
Neden okunması gerekir?<br />
Çünkü klasiktir, baş ucu kitabıdır, hit olmuştur, düşündürücüdür, öğreticidir gibi bir ton ilmi, tasavvufi ve felsefi etiketlerle etiketlenmişlerdir.<br />
Yani önemlilerdir.<br />
Olmazsa olmazlardır..</p>
<p>Özetle okumak denilen hadise fikri dünyanın olmazsa olmazıdır, bu dünyaya girende ister istemez okumak zorundadır, hemde ölene kadar.<br />
Kitap okumadığınız zaman ise cahillik damgasını yiyiverirsiniz.</p>
<p>Bilinen dünya bu şekildedir, birde bilinmeyen bir fikri dünya vardır ki ”<strong>hiç&#8217;lik dünyası</strong>” işte orada okumak, yazmak, kendini geliştirmek gibi diğer dünyanın erdemleri yoktur.<br />
Orada varlık yoktur.<br />
Orası yalnızlıkların dünyasıdır, orada kendinizi geliştirmek gibi ne kendinize ne de başkalarına ispat edeceğiniz bir durumda yoktur (<em>Evet kendini geliştirmek başta kendinize ve başkalarına olan bir ispattır</em>)<br />
Özetle varlık iddiasında bulunanların da bu hiç&#8217;lik dünyasında işi yoktur, zaten o varlıkları yüzünden bu dünyada barınmalarıda mümkün değildir.</p>
<p><em>Nasıl barınsın o ben&#8217;i ben&#8217;likten soyunmamışsa..<br />
Yapa yalnız kalıp, tüm fikirlerden azat olmamışsa..</em></p>
<p>Gelelim bu hiçlik dünyasına girişin nasıl olacağına, cevap basit;<br />
”<strong>hiç bir şey yapmayacaksın</strong>”</p>
<p>Lakin bu cevap o kadar basit görülmemeli, hiç bir şey yapmayacaksın dediysek, gerçekten hiç bir şey yapmayacaksın.<br />
Bir nevi yaşarken ölü olacaksın, yani ölmeden önce ruhen öleceksin;<br />
Yaşam kavgan olmayacak.<br />
İhtirasların olmayacak.<br />
Hayallerin olmayacak.<br />
Kendini aramayacaksın.<br />
veya neyi aramayı kafana koymuşsan onu aramayı bırakacaksın, okumayacaksın, yazmayacaksın, ben demeyeceksin veya ben diye bir iddiada bulunmayacaksın, hatta düşünmeyeceksin.<br />
<strong><em>Evet düşünmeyeceksin!!</em></strong></p>
<p>Zira senin düşünce dediğin şey yukarıda bahsedilen fikri dünyaya ait bir şeydir ve varlık aleminin en önemli oyuncağıdır.<br />
O oyuncağı bile terk edeceksin.</p>
<p>Bunları delilik diye düşünebilirsin.<br />
Evet öyledir; akıl erişemediği her şeyi delilik olarak mimleyecektir; unutma!<br />
Ya o delilik denilen şey bir örtüyse, bir tabuysa?</p>
<p><em>Düşünüyorum öyleyse varım</em> diyen o filozofun söylediği bu dünyanın doğrusudur, düşünmek fikri dünyada var olmanın yegâne ölçüsüdür.<br />
Lakin hiçlik dünyasının doğruları, fikri dünyanın doğruları üzerine işlemez ve birinin doğrusu ötekinin yanlışıdır, bu yüzden aralarında gece ve gündüz gibi fark vardır.</p>
<p>Konuyu biraz daha açarsak;<br />
Düşünmek fikri dünyada ki bir oyuncaktır dedik, o gerçekte bir tabudur aslında ama düşünen hiç bir beyin bununda bir tabu olabileceğini aklına getirmez, çünkü düşünmek kesin bir doğrudur, kişide doğru olan bir şeyi yaptığı için, düşüncenin bizâtihi kendisini asla yargılamaz.<br />
Belki o düşüncenin ürettiği bir takım fikirler yargılanabilir ama düşüncenin kendisi asla yargılanmaz.<br />
O işletilmek zorundadır.<br />
Diğer bir değişlede düşünmek doğru/yanlış ötesinde insani bir özelliktir ve mutlaka kullanılmalıdır.</p>
<p>Öte taraftan kişi o kadar çok düşünür ki olay otomatik bir hal alır ve aynı nefes almak gibi uykuda bile yapılan bir şey olunca bu bir alışkanlıktan öte, artık sürekli tekrarlanması gereken, göz kırpmak gibi gayr-i iradi bir ihtiyaç halini alır, zaten varolmanında yegâne ölçüsü değil midir?<br />
Her iki haldede düşünmek o insanı erdemli bir insan yapan en önemli araçtır.</p>
<p>Şimdi bir insan bu kadar önemli bir aracı nasıl terk etsin değil mi?<br />
Terk edince ne olacak?<br />
Bir hiç olduğu meydana çıkacak!</p>
<p>Bunca yıldır ”<strong>ben</strong>” diyerek bu günlere geldim, onu ihyâ için okudum, yazdım, düşündüm, huzur aradım şimdi nasıl olurda bu ”<strong>ben</strong>”liği yok sayarım?<br />
Benim aradığım şey bu değil der ve düşünce denilen aracı terk etmez, aksine daha çok sarılır, onu daha çok işleterek tamamen gizli bir bağımlısı olur çıkar, bir gün terk edilmesi gerektiğini bilmedende yaşar gider ve bu doğrultuda daha çok okur, daha çok düşünür o ”<strong>ben</strong>”i daha çok büyütür vs. vs.</p>
<p>Doğru denilen şeyin kendisini yargılamaya başladığınızda ortada size ait bir doğru kalmaz, sizin doğru diye öğrendiğiniz şeylerde zaten bir başkasına ait şeylerdir ki aslında onun doğru mu yanlış mı olduğunuda pek bilmezsiniz, doğru diye inanır ve bu inaçlada ona pek dokunmazsınız, hatta hiç dokunmazsınız.</p>
<p><strong><em>Hiç&#8217;lik dünyasına göre dokunulmayan her şey tabudur.</em></strong></p>
<p>Evet kendini geliştirmek için gerçeği aramaya çıkmış bir insan, bir gün yaptığı her şeyin yanlış olduğunu anladığında bu onun için nasıl bir yıkımsa, bu meselenin hazmıda o denli zor bir meseledir.<br />
Zaten o yüzdende hiçlik dünyasının adamları bu mevzular hakkında pek fazla kelamda etmemişlerdir, kitapta yazmamışlardır.<br />
<em>Yok&#8217;luğunu bilen bir ruh, var&#8217;lık ispatları peşinde koşabilir mi?</em></p>
<p>Hem ne yazsınlar ki?<br />
Hiç bir şey yapmayacaksın dese, çok şey yapmaya kendini endekslemiş insan bu söze itibar edip duracak mıdır?<br />
Elbette durmayacaktır ve o sürekli bir arayış halinde olacaktır (<em>elân öyledir</em>) öyleki buldum dediği halde bile içinde bir acaba hep olacak ve arayış hali hiç bitmeyecektir.</p>
<p>İnsanoğlu ”<strong>arama</strong>” denilen şeyin kendisine şu haliyle hava su gibi muhtaçtır, yoksa arama bittiği anda kendi gerçeğiyle yüz yüze gelecektir ki işte bütün olay bu acı gerçekle yüzleşmemek için bir kaçıştır.</p>
<p><em>Bütün amaç ”<strong>ben</strong>”i kurtarmaktır.<br />
Peki bu ”<strong>ben</strong>” kimdir?</em></p>
<p>”<strong>Ben</strong>” gerçekte hiç bir insanın sahip olamadığı, ”<strong>ortak hayal</strong>” de ki bir düşüncedir, tıpkı matematik gibidir.<br />
Matematikte ki işlemlerde gerçek hayatta yoktur ama ”<strong>ortak hayal</strong>” de vardır, ”<strong>ben</strong>” de böyledir.<br />
Hükmüde ölene kadardır.</p>
<p>Hiç bir şeyin olmadığı hiç&#8217;likte ki her şeyin adına.<br />
Burada yazanları unut gitsin, bak hayatın tadına.<br />
Hiç&#8217;liğe kaçarak ulaşılmaz, durman gerekecektir.<br />
O seni kuşatmıştır, girmediysen ben&#8217;lik kanadına.</p>
<p>İsimler sıfatlar sonu yok, sana lazımda değil.<br />
Yok&#8217;luktur sana lazım olan, bir başkası değil.<br />
Don biçme sakın ona, yok&#8217;luk bir varlık değil.<br />
Tanrı bile hâya eder, melekler de giresi değil.</p>
<p>Her şeyin sonudur orası, tıpkı başladığın nokta gibi.<br />
Aslına rücu ederken, daire sonunun başı olması gibi.<br />
Yok&#8217;luğa adadığın en büyük kurbanda tüm var&#8217;lığındır.<br />
Hiç&#8217;ten gelen hiç&#8217;e gider, hiçbir zaman doğmamış gibi.</p>

<div id='reaction_buttons_post484' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('484', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(2)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('484', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('484', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('484', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2010/08/hiclik-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevginin Felâsifesi</title>
		<link>http://felasife.com/2009/05/sevginin-felasifesi/</link>
		<comments>http://felasife.com/2009/05/sevginin-felasifesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 May 2009 18:51:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Benlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Varlığın özümde kıymetini tüketince, yokluğuna bir kalem çektim. Siretin sevgimi taşımayınca, süretinden bende sarfı nazar ettim. Sen benim yok olmayan sevgimin, hiç var olamayan mağdurusun. Sevgimin sağanaklarında sonsuzluk girdaplarına senide ben ittim. Çok güzel değildi siman, belki bir zakkum belki bir gül, ne fark eder. Benim içimde ki ışık olmasa, senin o goncan bende nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Varlığın özümde kıymetini tüketince, yokluğuna bir kalem çektim.<br />
Siretin sevgimi taşımayınca, süretinden bende sarfı nazar ettim.<br />
Sen benim yok olmayan sevgimin, hiç var olamayan mağdurusun.<br />
Sevgimin sağanaklarında sonsuzluk girdaplarına senide ben ittim.</p>
<p>Çok güzel değildi siman, belki bir zakkum belki bir gül, ne fark eder.<br />
Benim içimde ki ışık olmasa, senin o goncan bende nasıl çiçek açar.<br />
Seni bende büyüten senin şanın değil ki benim içimin sıcak iklimidir.<br />
O iklim kimleri sevdi kimlere can verdi o sevgi işte hayat vaat eder.</p>
<p><span id="more-214"></span><br />
Şimdi anladın mı beni? beni ben eden senin sevgin değildir.(Hayalin)<br />
O hayali ben sen olmadan da üretirim, sen bahanesindir.(Gerçeğin)<br />
Ben senin düşlerimdeki hayalini alır, gerisini zaten sana bırakırım.<br />
O yüzden sen beni bilemezsin, çünkü ben senin bilinmezinim.(Sırrın)</p>
<p>Senin sırın budur, hiç var olmamış bir güzelliğin kuşatılmış sevgisisin.<br />
Sevgi nedir bildin mi? hayalin peşinde koşan bir prensesin hikayesisin.<br />
Sen denen şeyi sen ben o diye alırsan, sende bende o da yalan olur.<br />
Ben denilen şeyi de bu yazılanlarla kıyaslarsan, sende bunun içindesin.</p>
<p>Dört nala koşturup gidiyorum, benlik küheylanı beni nere götürürsün.<br />
Hele az dur artık yazacak kelimemde kalmadı, eh bre insafın kurusun.<br />
Yazmanında bir adabı vardır ula, sen denilen şey hiç yok sayılır mı?<br />
Beni aleme madara edecen çüş dedik anlamıyorsun, gözün kör olsun.</p>

<div id='reaction_buttons_post214' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('214', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(1)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('214', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(1)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('214', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('214', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2009/05/sevginin-felasifesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Felsefeyle doğanlar.</title>
		<link>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/</link>
		<comments>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 12:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Kimileri şanslı, kimileri şansız doğsada, kimileri de felsefeyle doğuyorlar bu kesin. Hatta şöyle söyleyeyim kimilerinin bu hayata gelişleri bile bir felsefe içeriyor, Yoksa bu hayata aynı şartlarda, aynı kaderle, aynı olanaklarla zaten kimse gelmiyor. Öyleyse felefeyle doğanlar bir vakıâdır, adı konmamış kocaman olmuş bir çocuktur o Yaşayan bir şeyin üzerinden asırlar geçmiş olsada, adının konmaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimileri şanslı, kimileri şansız doğsada, kimileri de felsefeyle doğuyorlar bu kesin.<br />
Hatta şöyle söyleyeyim kimilerinin bu hayata gelişleri bile bir felsefe içeriyor,<br />
Yoksa bu hayata aynı şartlarda, aynı kaderle, aynı olanaklarla zaten kimse gelmiyor.</p>
<p>Öyleyse felefeyle doğanlar bir vakıâdır, adı konmamış kocaman olmuş bir çocuktur o<br />
Yaşayan bir şeyin üzerinden asırlar geçmiş olsada, adının konmaması bir kimliğinin oluşturulmaması çok acıdır.</p>
<p>Evet, felsefeyle doğanlar vardır,<br />
Bir şeyin başı nasılsa sonu da öyledir, öyle olmak zorundadır.</p>
<p><span id="more-158"></span></p>
<p>Felsefe deyince geçmişteki felsefecileri, felsefeciler deyince de basma  kalıp olnuş sözleri anımsamayın,<br />
Feslefe demek ”<strong>Hayatın içinde ki olayların detayına inmek</strong>” demektir.<br />
Felsefeci demekte ”<strong>Adı konmamış bu detaylara ad koyan</strong>” demektir.<br />
Eğer siz doğumun, ölümün veya yaşamın detaylarına inebiliyorsanız, bu sizin felsefeci kimliğinize bir işarettir.<br />
Bundan sonrası size kalmıştır, bu kimliği ister kullanırsınız isterse de kulanmazsınız.<br />
Kimlik böyle bir şeydir, her zaman kullanılmaz.</p>
<p><strong>Kimlik bir etiket veya ünvan değildir.</strong><br />
Herkesin bir kimliği vardır ve bu kimlikte ”<strong>nedense</strong>” hep başkaları tarafından oluşturulmuştur.<br />
Zahirde ki kimliğiniz bile önce aileniz en temelde de Devlet tarafından oluşturulmuş bir şablondur.<br />
O olmadan Devlet sizin varlığınızı tanımaz, aileniz sizi sahiplenmez, sizde kim olduğunuzu ispat edemezsiniz!<br />
Ayrıca bu kimliği kendiniz oluşturmaya kalkarsanız bu ciddi bir suçturda.</p>
<p>Şu halde kimlik dediğimiz şeye siz muhtaçsınız, o sizin varlığınızın ispatıdır.<br />
O olmadan varlığınızı ispat edemezsiniz,</p>
<p>Bu işin görünen yönüdür, görünmeyen yönde yani bântini dediğimiz içsel yönde de durum bundan çok farklı değildir aslında.<br />
Orada da kendi kimliğini kendiniz oluşturmaya kalkarsanız, bunu bir suç olarak algılar herkes.<br />
Lakin siz konu başlığında ki gibi ”<strong>Felsefeyle doğanlar</strong>” sınıfındaysanız, başkaları tarafından oluşturulmuş ”<strong>içsel kimliğinizi</strong>” bir gün yırtıp atarsınız.<br />
Bir gün anlarsınız ki bu hayat kitaplarda yazıldığı gibi değil, hiç bir ideoloji, din, akım vs. size göre değilmiş olduğunu anlarsınız.</p>
<p>Herşeyin bir yalan dolan içerisinde yüzdüğünü gördükçe, ve sizde ben bu yalanın ortakçısı olamam dedikçe, başkalarının oluşturduğu o şablon sizden gidiverir.<br />
Buna aslında ”<strong>şablonsuzluk</strong>” veya ”<strong>Kimliksizlik</strong>” te diyebiliriz.</p>
<p>Şu halde siz halihazırda ki hiç bir şablona uymadıkça, onların dilinden konuşmadıkça ve yazmadıkça ”<strong>kimliksizlik</strong>” kimliği size zaten giydirilir.<br />
Her grubun her ideolojinin her akımın dışladığı, manen lanetlenmiş cüzzamlı biri gibi kalakalırsınız.</p>
<p>Çünkü siz taklit denilen eskilerin bastığı izlere basmadıkça, onların methettiğini methetmedikçe sizi kimse sahiplenmez, yanınızda olmaz.<br />
Hal böyle oluncada sizin kimliksizliğiniz- <span style="color: #808080;">ki ben ona ”şeffaf kimlik” diyorum</span> -herkese eşit mesafede olmayı gerektirir.<br />
Yani hem kimseden olmazsınız hemde herkesten olursunuz, şeffaflık böyle bir şeydir.<br />
Bir tarafınız yoktur, bir hasmınız da yoktur.<br />
Bir sevdiğiniz yoktur, sevmediğinizde yoktur.</p>
<p>Peki ne vardır.<br />
Aslında bir boşluk vardır.<br />
ve öncekilerde o boşlukları ya dinle ya dinsizlikle, yada çeşitli ideolojilerle doldurmaya çalışmışlardır ama ne kadar doldursalarda veya doldurmaya çalışsalarda o boşluk genede boşluktur.<br />
Dolan bir şey yoktur.</p>
<p>Uzun lafın kısası zamanla siz o boşluğu gördükçe, olayın vehametini anladıkça bu hayatın nasıl bir kandırmaca, nasıl bir illüzyon olduğu anladıkça, çevrenizden ister istemez uzaklaşırsınız, işinizden gücünüzden olursunuz, eşden dosttan kardeşten vs.lerden ayrılırsınız ve herşey sizden bu kadar uzaklaştıkça görürsünüz ki <strong>siz kendinize yaklaşmışsınız!!</strong></p>
<p>Artık sizden başkası yoktur!<br />
Gece gündüz kavramı yoktur!<br />
Doğru yanlış ölçüsü yoktur!<br />
Rüyaların bir anlamı yoktur!<br />
Yoktur, yokluk bile yoktur!<br />
Tüm anlamlar yerini anlamsızlığa, ümitler yerini ümitsizliğe, gerçekler de yerini yalana bırakır.</p>
<p>İşte tüm bu olumsuzlukların, anlamsızlıkların, ümitsizliğin içerisinde yaşarken ilginç bir şey olur.<br />
Hayatı herkes gibi görmediğinizi fark edersiniz!<br />
Adeta bu hayatın dışına çıkıp dışardan seyrediyormuş gibi olursunuz ki işte bu sizin farkınızdır, farkındalığınızdır.<br />
Onca olumsuzluğun ve ızdırabın içerisinde feleğe pis bir tebessüm atacak kadar bir ironinin mimiklere yansıyan bir farkındalık hikayesidir bu mesele.<br />
Yoksa bu farkındalığını fark edemeyenleri kastetmedim, </p>
<p>”<strong>felsefeyle doğanlar başkadır. </strong>”</p>
<p>Bu bir ilim değildir ki sonradan kazanılsın.<br />
Yaşamın ta kendisidir, korkan yanaşmasın.<br />
Hayat böyledir, bilen ve bilmeyenler vardır.<br />
Felsefeyle doğanlar, kendilerini hazırlasın.</p>

<div id='reaction_buttons_post158' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bozkırın Ortasında ki Başkent</title>
		<link>http://felasife.com/2008/11/bozkirin-ortasinda-ki-baskent/</link>
		<comments>http://felasife.com/2008/11/bozkirin-ortasinda-ki-baskent/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 10:22:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Felasife]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Bende de her AS hastasında ki gibi,1991 senesinden beri Ankilozanlı Spondilit var, (ne güzel değil mi Meyveli yoğurt gibi) Teşhisimde 1997 de anca koyulabildi, Bunun da sebebi takdir edersiniz ki insan Anadolu&#8217;nun en ucra köşelerinin birinde yaşayınca, (Ankara) buralarda dr. veya prof. ları bulmak bir mesele oluyor.. Hal böyle olunca da teşhisiniz bir türlü koyulamıyor.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bende de her AS hastasında ki gibi,1991 senesinden beri Ankilozanlı Spondilit var, (ne güzel değil mi Meyveli yoğurt gibi) Teşhisimde 1997 de anca koyulabildi, Bunun da sebebi takdir edersiniz ki insan Anadolu&#8217;nun en ucra köşelerinin birinde yaşayınca, (Ankara) buralarda dr. veya prof. ları bulmak bir mesele oluyor..<br />
Hal böyle olunca da teşhisiniz bir türlü koyulamıyor..</p>
<p><span id="more-10"></span></p>
<p>Hastahane denilen bence sağlık ocağı bile olamamış o kalabalık mekanlara gidip gelmekle de yıllarınız geçip gidiveriyor.. Ama ne zaman ki,kasabaya bir dr. gelir ve sizinde cüzdanınız sağlam olursa, İşte o zaman bir ihtimal teşhis şansınız vardır&#8230; İşte benimde teşhisim tam böyle oldu,Arabamı satıp yarı parasını harcayınca, Sen Ankilozanlı Spondilit olmuşsun deniliverdi.. ??????</p>
<p>Bütün onca çaba meğerse bu iki kelime içinmiş &#8221;ANKİLOZAN SPONDİLİT&#8221;<br />
Her neyse sözü fazla uzatmayayım,Bizim bu kasabaya Ankara diyorlar,!! Galiba Türkiye&#8217;nin de Başkent&#8217;imiymiş neymiş orasını pek bilemeyeceğim, Bildiğim bir şey varsa burası aynı o tarih kitaplarında anlatıldığı gibi bozkırlık bir alandır.. Bir ev burada bir ev taa bilmem nerededir,</p>
<p>Halk çiftçilikle geçimini sağlamaktadır.. Biraz ulus ve kızılay havarisinde insanlar göze çarpmaktadır, At arabaları filan da oralar da daha yoğunluktadır, Diğer yerlerde de tek tük insanlar bulunmaktadır..</p>
<p>Uzun lafın kısası bizim kasaba hala,Orta çağın derinliklerin de yaşamaktadır&#8230;!!!<br />
Şimdi doğma büyüme Ankaralı biri olarak,Neden bunları böyle söylediğime gelince..?</p>
<p>Bir insanın hastalığı onca dr. ve Hastahanelere gitmesine rağmen,6 yıl kadar sonra teşhis edilebiliyorsa, İşin garibi dinlediğim/okuduğum Tüm AS hikayelerinde de,geç teşhisden dert yakınıyorsa, Ben şimdi başkent denilen bu bozkırın ortasına kurulmuş şehri hangi gözle göreyim.</p>
<p>Herkes gibi görürsem,Yüksek yüksek binalar,iyi giyimli insanlar,lüks arabalar, Şehrin karmaşasında kaybolan umutlar, İlim,İrfan,Medeniyet vs. vs.görmekteyim.. Ama akıl gözüyle görürsem de,İşte yukarıda ki gibi,bozkırın ortasında adeta tarihin donduğu bir şehri görmekteyim&#8230; Elbette bunu bana böyle gösterende yaşadıklarımdır.<br />
Sağlıcakla..</p>

<div id='reaction_buttons_post10' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('10', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('10', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('10', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('10', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2008/11/bozkirin-ortasinda-ki-baskent/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhun Çocukluğa Takılıp Kalması</title>
		<link>http://felasife.com/2008/11/ruhun-cocukluga-takilip-kalmasi/</link>
		<comments>http://felasife.com/2008/11/ruhun-cocukluga-takilip-kalmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 10:16:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[NTV de The Human,Türkmen Tv&#8217;de de başka bir adla yayınlanan bir belgesel de Emilia adlı 35 yaslarında bir kadının uykusuzluk problemi ele alındı.. Şimdi bu kadın ta çocukluğundan beridir gördüğü kabuslar yüzünden,Ne zaman uykuya dalsa müthiş korkularla uyanıyormuş&#8230; Bu korkuları yüzden 2-3 gün hiç uyumadığı bile oluyormuş..Sonuç olarak bu kadının sorunu çözmek için DR.lar tıbbın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NTV de The Human,Türkmen Tv&#8217;de de başka bir adla yayınlanan bir belgesel de Emilia adlı 35 yaslarında bir kadının uykusuzluk problemi ele alındı..<br />
Şimdi bu kadın ta çocukluğundan beridir gördüğü kabuslar yüzünden,Ne zaman uykuya dalsa müthiş korkularla uyanıyormuş&#8230;<br />
Bu korkuları yüzden 2-3 gün hiç uyumadığı bile oluyormuş..Sonuç olarak bu kadının sorunu çözmek için DR.lar tıbbın bütün imkanlarını kullandılar..(testler,tahliller,cihazlar)<br />
Üzerinde hangi tedaviyi uyguladılarsa hiçbir sonuç alamadılar..(Kabuslar devam ediyordu)<br />
Son bir ihtimal olarak Emillia&#8217;yı Hipnoz seanslarına almaya karar verdiler&#8230;<br />
Ve bu Hipnoz seanslarını akabinde Emillia&#8217;ya şöyle bir teşhis koydular..Çocukluğun da yaşamış olabileceği bir olaydan dolayı<br />
&#8221;<strong>RUHU ÇOCUKLUĞA TAKILIP KALMIŞ</strong>&#8221; tanısı koydular&#8230;</p>
<p><span id="more-7"></span></p>
<p>Şimdi DR.ların elin de Emillia&#8217;la ilgili sadece hastalığının adı vardı&#8230;ama tedavisi henüz yoktu&#8230;ve Emillia&#8217;da hala kabusları görmeye devam ediyordu&#8230;<br />
Bunun üzerine uzmanlar Hipnozu daha da derinleştirmeye karar verdiler&#8230;Acaba Emilliayı bu duruma düşüren sebep neydi..! Hipnoz ile ta bebekliğine kadar inilen Emillia&#8217;nın 1,5 yaşındayken,yaşadığı bir olayı ortaya çıkarttılar..<br />
Olay da şuymuş<em>:</em> Bir katil komşularının küçük kızlarını öldürdükten sonra Emillia&#8217;nın yattığı yatak odasının camına kadar gelip,ona camdan bakmasıymış..<br />
İşte Emillia&#8217;nın koca kadın olduğu,evlenip barklanıp çoluk çocuğa karıştığı halde,Tüm yaşamını alt üst eden olay buymuş..</p>
<p>Bebekken yaşadığı,üstüne üstlük ne yaşadığını unuttuğu bir olay ile,Ama Bilinç altının bu olayı unutmamasıyla harap olmuş bir ömür&#8230;</p>
<p>İlginç değil mi?&#8230;Önce yaşa&#8230;Sonra ne yaşadığını unut&#8230;Ama bilinç altın bunu unutmasın&#8230;<br />
Artık uzmanların işi kolaylaşmıştı,Sebebe ulaşmışlardı..Emillia&#8217;nın Hipnoz altın da bilinç altına verdikleri telkinlerle,Emillia&#8217;yı 1,5 yaşındayken takılı kaldığı o olaydan ebediyen uzaklaştırdılar&#8230;<br />
15 gün sonra tekrar ropörtaj yaptıkların da Emillia&#8217;nın yüzü tatlı tatlı gülümsüyordu,Artık rahat rahat uyuyabiliyormuş&#8230;Ve kabusları da sona ermiş..<br />
&#8221;<strong>Mışıl mışıl uyu Emillia</strong>&#8221;</p>
<p><em>İnsanoğlu gerçekten pek çok gizemi için de barındırıyor&#8230;<br />
Ve o gizemleri yüzünden de başı sorunlardan kurtulmuyor&#8230;</em></p>

<div id='reaction_buttons_post7' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('7', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('7', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('7', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('7', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2008/11/ruhun-cocukluga-takilip-kalmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
