<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Felâsife &#187; Felsefe</title>
	<atom:link href="http://felasife.com/tag/felsefe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://felasife.com</link>
	<description>Felsefe herkese lazım bir şey değildir</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Aug 2010 00:41:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Varolmayan dost’la hayali sohbetler 3</title>
		<link>http://felasife.com/2010/08/varolmayan-dost%e2%80%99la-hayali-sohbetler-3/</link>
		<comments>http://felasife.com/2010/08/varolmayan-dost%e2%80%99la-hayali-sohbetler-3/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 01:59:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[Hayal]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[yokluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[+ Uzun bir gece, herkes uyuyor, ben hariç - Sen kimdin? + Bilmiyor musun? - Biliyorumda ellerde bilsin ne geveze çatlak olduğunu. + Beni sen uyandırdın, benim suçum yok. - Oh ne âlâ, yap et sonrada suçum yok diye çekil kenara. + Ama öyle. - Öyle olmasaydı, yani sen uyanmasaydın rahat edecektim hemi. + Zaten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>+ Uzun bir gece, herkes uyuyor, ben hariç<br />
- Sen kimdin?<br />
+ Bilmiyor musun?<br />
- Biliyorumda ellerde bilsin ne geveze çatlak olduğunu.<br />
+ Beni sen uyandırdın, benim suçum yok.<br />
- Oh ne âlâ, yap et sonrada suçum yok diye çekil kenara.<br />
+ Ama öyle.<br />
- Öyle olmasaydı, yani sen uyanmasaydın rahat edecektim hemi.<br />
+ Zaten için rahat etmediği için beni uyandırmadın mı?<br />
- Yaptık bir hata; uyuda bende rahat edeyim sende.<br />
Mümkünse bir dahada hiç uyanma ..<br />
+ Bu senin kaderindi.</p>
<p><span id="more-503"></span><br />
- Ne yani hiç bir şey yapmasamda genede uyanacak mıydın??<br />
+ Aynen öyle<br />
- O kadar arayış, okuma, tasavvuf masavvuf, düşünce orucu filan falan boşa mıydı?<br />
+ Boşa olduğunu sen ispat etmedin mi?<br />
- Etmiş mi oluyorum?<br />
+ Bir nevi öyle ama insan ne zaman doğru yolu bulur?<br />
- Ne zaman<br />
+ Hiç bir yola tabi olmadığı zaman.<br />
- Açalım Uğurcuğum :)<br />
+ Açacak bir şey yok, bunlar Kader mevzuları.<br />
- Ne yani şimdi insan kendi kaderini çizemez mi?<br />
+ Çizer mi?<br />
- Çizemez mi?<br />
+ Sence ..<br />
- Çizer<br />
+ Nah çizer!<br />
- Niye ki?<br />
+ Nerede, ne zaman, ne şekilde doğacağına karar veremeyen, adını koyamayan, cinsiyetini, Milliyetini, sağlığını hastalığını seçemeyen<br />
biri nasıl olurda ”İnsan kendi kaderini kendi çizer” diyebilir?<br />
Kaldı ki nasıl bir yaşam onu bekler, neler başına gelir, ne zaman ölecektir, gençken mi yaşlıyken mi bunu bilemez ama kaderini kendi çizer diye<br />
cahilâne bir söze tabi olur şaşılacak şeydir.<br />
- Şaşılacak olan sensin bence, herkes bunu benimsemiş işte, ne deşeliyorsun ki.<br />
+ İnsan aciz bir varlıktır, bunu unutuyorlar.<br />
- Mükemmel bir varlık değil miydi o<br />
+ Neresi mükemmel<br />
Hastalıkları mı?<br />
Geçimsizlikleri mi?<br />
Yalanları mı?<br />
Hak hukuk yemeleri mi?<br />
Kan dökmeleri mi?<br />
İhtirasları mı?<br />
- Hop hop yeter anladık, o kadarda mükemmel değilmiş demek ki?<br />
+ Hiç değil, bazı süslü sözlerle kendi gerçeklerini ört bas ediyorlar.<br />
- Ne gibi<br />
+ İnsan kendi kaderini kendi çizer gibi, oysa değil kader 1 saat sonrasından bile haberleri yokken, bu sözle kendi acziyetlerini gizlerler.<br />
Kendilerini kandırdıkları gibi başkalarını da kandırırlar.<br />
Olay bu.<br />
Yoksa Zengin fakire, komutan askere, şöhretli şöhretsize vs. vs.ye muhtaçtır.<br />
Bu da ”acziyet” demektir.<br />
İnsan;<br />
Aciz olarak doğar.<br />
Aciz olarak yaşar.<br />
Aciz olarakta ölür.<br />
- Biz neyiz o zaman.<br />
+ Dedimya A-CİZ-SİN.<br />
- Ne halt yiyeceğiz o zaman.<br />
+ Beni ilgilendirmez<br />
- O zaman sana ne insanlardan, ne lafını yapıyorsun.<br />
+ Hoşuma gidiyor.<br />
- Ne yani bu kadar kan dökülmesi, tecavüzler, gasplar, cinayetler hoşuna mı gidiyor?<br />
+ Hayır onlar değil, İnsan kendi dairesi içinde dolanıp dururken, ben yaptım diye hava atarken, aslında o ben dediği şeyin bir kabuk olduğunu fark edememesi hoşuma gidiyor.<br />
- Yani kaba tabirle gaflette olması mı?<br />
+ Aynen öyle<br />
- Sen sadist misin?<br />
+ Ben sadist değilimde insan oğlu nankördür, azcık elinden tutsan hemen ben yaptım ben başardım der.<br />
- Ne olmuş derse.<br />
+ Anlamıyor musun?<br />
- Neyi<br />
+ Hepsi kader, başardığı bir şey yok, başaramadığı bir şeyde yok.<br />
- Gurkk ..<br />
Desene o zaman İnsan diye bir şeyde yok.<br />
+ yok<br />
- Peki bu olanlar ne?<br />
+ Kabuk<br />
- Kabuk ne la<br />
+ Toprağın altına giren.<br />
- Sen n&#8217;olacan peki<br />
+ Benim yerim belli, hiç&#8217;lik.</p>
<p>- Neyse sıkıldım bu konudan, oyumuzu ne verelim?<br />
+ Ne verirsen ver fark etmez.<br />
- Nasıl fark etmez? Biri evet biri hayır.<br />
+ Bu yasa taslağını okudun mu?<br />
- Hayır?<br />
+ e fark etmez işte, hoş gerçi okusanda fark etmezya neyse.<br />
- Niye farketmezmiş?<br />
+ Şimdi bu değişiklileri isteyen iktidar, bu darbe yasalarıyla iktidara gelmedi mi?<br />
- Evet<br />
+ Şimdi bunu tu-ka-ka ilan edip, kötülüyor değil mi?<br />
- Evet<br />
+ Oysa bu yasa ile bu günlere gelmedi mi?<br />
-  Evet<br />
+ Gelen gideni aratır unutma<br />
Eğer halk evet derse, ileride değişikleri yaptıklarında, efenim halk böyle istedi bizde yaptık diyecekler.<br />
Eğer halk Hayır derse, bu seferde ileride, efenim halkımız istemedi bizde yapamadık diyecekler.<br />
- eee<br />
+ Anlamadın galiba<br />
Her iki halde de vebali halkın sırtına yükleyecekler.<br />
- Hoydaa ..<br />
+ Vebal almak istemiyorsan oyunu geçersiz olarak kullan.<br />
Mührünü hem evet hemde hayır ikisine birden vur gitsin.<br />
- Geçersiz olunca hayır olmuyor mu?<br />
+ Ufff &#8230;<br />
- Aha uff dedi, oleeeyy. :)<br />
+ Evet ve Hayırlar sayılacak, geçersizler değil, dolayısıyla ne Evet ne de Hayır demiş olacaksın.<br />
Hem Vatandaşlık görevini yapacaksın, hem İleride, efenim geçersizler oylarını geçersiz kullandığı için yaptık/yapamadık diye bunu bahane edemeyecekler.<br />
Yani bir ”vebal” almış olmayacaksın.</p>
<p>- Çok çakalsın :)<br />
+ Sende az değilsin hani :)<br />
Onlar cinse ben de şeytanım.<br />
- Yoksa sen gerçekten şeytan mısın?<br />
+ Ne olduğumu biliyorsun<br />
- Biliyorum, hiç&#8217;lik gevezesisin :)<br />
+ Ötekini söylemeni tercih ederim.<br />
- Sen Felâsife&#8217;sin<br />
+ Şimdi oldu.<br />
- Hani sen Çin&#8217;liydin.<br />
+ Ben Çinli değilim ama tüm Çin&#8217;liler ben der, ve her Milletten insanda ben der.<br />
Dolayısıyla benim Çin&#8217;liyim demem bana ait bir sıfat değil, bir örtüdür.<br />
ve herkesin ben demeside kendi kendine örtüğü bir örtüdür.<br />
Özetle örtüleni daha çok örtmüş olduk hepsi bu<br />
Benim ben demem tabiki en büyük örtüydü.<br />
- Yani yalan söyledin he mi?<br />
+ Duymak istediğin neyse ben onu söyledim, ben zaten senin yalanınım.<br />
Sen bir yalandın.<br />
Bir yalan uydurdun.<br />
Herkesin içinde ki o ben&#8217;i kullandın.<br />
Senin ve başkalarının gözünde zaten var olmayan bir dost değil miyim?<br />
Başlık bile öyle değil mi?<br />
- Başlık öylede, bende bir yalansam ve yalancıysam niye yazıyorum ki?<br />
+ Bir yalan olduğunu gizlemek için olabilir mi?<br />
- Olabilir de bunu herkes yapıyor orasını pek anlamadım.<br />
+ Tamam işte<br />
Herkes bu yalanın paydaları, sende herkes kadar pay&#8217;dalanmış oluyorsun.<br />
- Nasıl yani<br />
+ Bu dünyayı ve içindeki tüm düşünceleri beğensende/beğenmesende bir fikir beyan etmiş oluyorsun, bu fikrinle de bu yalanı (Dünya yalandır) aslında onaylamış oluyorsun.<br />
Yukarıda ki Evet/Hayır oylaması gibi.</p>
<p>- ee ne yapacağız peki?<br />
+ hahaha yapabileceğin bir şey yok<br />
Çünkü sen yoksun; anlasana!<br />
- haa .. kader olayları diyorsun yani<br />
+ Ha şunu bileydin.<br />
- Ben yoksam eğer; neyi nasıl bileceğim?<br />
+ Seni Çakal ..<br />
- &#8230;.<br />
+ Bu noktalar nedir?<br />
- Ben yoğumya, hiç üzerime almıyorum babında :)<br />
+ Sen almazsan ben hiç almam &#8230;<br />
- &#8230;.<br />
+ &#8230;.<br />
- &#8230;.<br />
+ &#8230;.</p>

<div id='reaction_buttons_post503' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(2)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('503', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2010/08/varolmayan-dost%e2%80%99la-hayali-sohbetler-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yardım edin</title>
		<link>http://felasife.com/2010/08/yardim-edin/</link>
		<comments>http://felasife.com/2010/08/yardim-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 11:35:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[his]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[”Yardım eden kişi aslında yardıma muhtaç kişidir” diyerekten konuya direk girişimi yapayım. İnsan denilen bu makine, çoğu durumda ters bir mantıkla çalışmaktadır ve örn. kendi yardıma muhtaçken başkalarına da yardım etmektedir. Peki neden böyle yapmaktadır. Bunun cevabı acaba, kendi yardıma muhtaçlığını gizlemek olabilir mi? Yani başkasına yardım ederek kendi gerçeğini ört-bas etmek olabilir mi? Elbette [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>”Yardım eden kişi aslında yardıma muhtaç kişidir” diyerekten konuya direk girişimi yapayım.</p>
<p>İnsan denilen bu makine, çoğu durumda ters bir mantıkla çalışmaktadır ve örn. kendi yardıma muhtaçken başkalarına da yardım etmektedir.<br />
Peki neden böyle yapmaktadır.</p>
<p>Bunun cevabı acaba, kendi yardıma muhtaçlığını gizlemek olabilir mi?<br />
Yani başkasına yardım ederek kendi gerçeğini ört-bas etmek olabilir mi?</p>
<p><span id="more-469"></span>Elbette olabilir ama bu sorun sadece bununla da bitmiyor, zira geçmişte yaşanan olaylar insanın bilinç altına duygu olarak yerleşir ve bu duyguda bazı durumlarda ”tetiklenince” tüm bedende yankılanır.<br />
Bu bir film seyretmekten tutunda, kitap okumaya yerde gezen karıncaya, yaralı bir serçeye kadar hayatın her alanında olan bir etkileşimdir.<br />
Yani sokakta bir dilenci ya da sakat birini gördüğünüzde, yüreğinizde bir yerler ezilir.</p>
<p>İşte bu ezilmeyi genelde insanlar ya görmemezlikten gelir öyle ört-bas ederler.<br />
Ya da ona ufak maddi/manevi yardım ederek öyle ört-bas etmeye çalışırlar.</p>
<p>Bu açıdan bakılınca yardım edende, görmemezlikten gelende birdir.</p>
<p>Peki öyleyse burada ki olay nedir?</p>
<p>”Gördüğünüz şeyler bildiğiniz şeylerdir”</p>
<p>Yani sizler bilmediğiniz bir şeyi göremezsiniz, duyamazsınız, dolayısıyla anlayamazsınız.<br />
Anlayamadığınız şeyde yüreğinizde depremlere yol açmaz.<br />
İşte yüreğinizde deprem yapan şeyi sizler görüyorsunuzdur, duyuyorsunuzdur, başkasını değil.<br />
Yoksa görmek ve işitmek temelde kamera gibi duygusuz bir şeydir, esas görmek yürekteki depreme neden olan şeylerdir.</p>
<p>Görmek ve duymak gibi duyuların, duyguyla olan bağına değindikten sonra cevabı aranması gereken soru şu?</p>
<p>”O yardıma muhtaç diye gördüğüm aslında ben mi?”</p>
<p>Evet sensin.</p>
<p>Lakin bu sana bir duygu olarak yansıdığı için sen bunu dışsal olarak algılıyorsun, oysa bu durum tamamen içseldir.<br />
”İç&#8217;te ne varsa dış&#8217;ta da o vardır” çünkü</p>
<p>Örn.<br />
İng. daha önce defalarca kez çalışıp belleğine yerleştirmeseydin, konuşulan kelimelerin senin için hiç bir anlamı olmayacaktı, yani algılayamayacaktın.<br />
Dolayısıyla sen daha önce bildiğin, gördüğün, duyduğun şeyi ”tekrar” duyunca etkileşime geçtin ve ing. kelimelerin senin için bir anlamı oldu.<br />
Gördün<br />
ve<br />
Duydun vs.</p>
<p>Daha önce bilmeseydin bir anlamı olur muydu?</p>
<p>İşte yardım edin olayıda böyle bir şeydir, siz geçmişte yardım edin duygusunu bir şekilde yaşamadıysanız, şimdide ne anlama geldiğini bilmezdiniz.<br />
Dolayısıyla birine yardım ederken bu aslında kendinize olan yardımın başka bir boyutudur, yani kendinize olan bir yardımdır.</p>
<p>Bu noktada en zor olan şeyde, bu duygunun kaynağına inebilmektir.<br />
Yani geçmişte ne olduda? size şimdi yardıma muhtaç birini görünce yüreğinizde eziklik hissettiriyor, mesele bu.<br />
Bu da tabii ”yüzleşme” denilen çok zorlu bir alanın konusu olmakla beraber, bu konudan da ayrı değil, bilakis devamıdır.</p>
<p>Acaba geçmişte ki o yaralı  çocuğun yaraları hâlâ tedavi edilmedi mi?<br />
Hayat sürekli olarak karşınıza bunları neden çıkartıyor?<br />
Neden içiniz eziliyor?</p>
<p>O çocuk tedavi edilsin diye olabilir mi?</p>

<div id='reaction_buttons_post469' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('469', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(2)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('469', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('469', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('469', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2010/08/yardim-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pardus vari</title>
		<link>http://felasife.com/2010/06/pardus-vari/</link>
		<comments>http://felasife.com/2010/06/pardus-vari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 21:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[pardus]]></category>
		<category><![CDATA[sen]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[Varı yok yoku var ederiz, küçücük beyinlerimizde. Bu aslında gerçekte de böyledir, hakikat nezdinde. Var da yok ta sonsuza kadar, bir diğerinin peşinde. Kafalarımız karışıktır, hayal vari izdüşümlerimiz olur. Bazen geleceğe notlar düşer, bazende geçmişimizi sileriz. Öğretimiz bebekken başlar, düşüncemizi böyle inşa ederiz. Sonra ufak dağları biz yaratır, ahkamın en alasını keseriz. Cehalet özümüzdür, her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Varı yok yoku var ederiz, küçücük beyinlerimizde.<br />
Bu aslında gerçekte de böyledir, hakikat nezdinde.<br />
Var da yok ta sonsuza kadar, bir diğerinin peşinde.<br />
Kafalarımız karışıktır, hayal vari izdüşümlerimiz olur.</p>
<p>Bazen geleceğe notlar düşer, bazende geçmişimizi sileriz.<br />
Öğretimiz bebekken başlar, düşüncemizi böyle inşa ederiz.<br />
Sonra ufak dağları biz yaratır, ahkamın en alasını keseriz.<br />
Cehalet özümüzdür, her daim bilgin vari söylemlerimiz olur.</p>
<p><span id="more-418"></span></p>
<p>Bilgi denilen yaşanmamışsa, çok okumanın anlamı nedir?<br />
İnsan kendini tanımazsa, araştırmanın bize faydası nedir?<br />
Hepsi bir kenara, mutluluğu bilmeden bulacağınız nedir?<br />
Gerçek içeride değil mi? Gayrısı Mecnun vari seraplar olur?</p>
<p>Ne ilk nefesimizi biliriz ne de son nefesimizi düşünürüz.<br />
Ne kendimizi yargılar ne de ötekinin iyiliğini düşünürüz.<br />
Sadece egomuzu biliriz, başkalarını da sözde düşünürüz.<br />
Alemin en tehlikeli canlılarıyız, kral vari rüyalarımız olur.</p>
<p>Eleştirmeyi çok severiz, kendimiz hiç bir şey yapmasak da.<br />
Emekleri hor görürüz, hele de az biraz işten anlıyorsak da.<br />
Ben olsaydım öyle yapardım, ötekinden haz etmiyorsak da.<br />
Anında mahkeme kurarız, lakin cellat vari infazlarımız olur.</p>
<p>Ben, sen, o kimdir ki bende ben, sende sen, o da o<br />
Yanılsamanın kurbanıyız, hikayemiz en temelde o<br />
Ruhlar sırasını bekliyor, yaşam denilen mezbaha o<br />
Gelenin işi gitmek, kalanda kasap vari katliam olur.</p>
<p>Doğduğu günü bilmeyen, öleceği günü bilir mi?<br />
Cehaletimiz daha hayırlı, gidenler geri gelir mi?<br />
Hem oku hem yaz, taklitçiye biliyor denilir mi?<br />
Karambole yaşama, meçhul vari kayıpların olur.</p>
<p>Pek çok şeyi seçemediğin hayatta, tek bir şeyi seçebilirsin.<br />
Para da vermene gerek yok ki tercihini o yönde verebilirsin.<br />
Sana zorla dayatılana değil, gönülden sunulana geçebilirsin.<br />
GNU/Linux&#8217;u bildin mi? Onun da Pardus vari pervaneleri olur.</p>
<p>&amp;&amp; &amp;&amp;</p>

<div id='reaction_buttons_post418' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('418', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('418', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(1)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('418', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('418', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2010/06/pardus-vari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fikir artıkları</title>
		<link>http://felasife.com/2008/12/fikir-artiklari/</link>
		<comments>http://felasife.com/2008/12/fikir-artiklari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2008 10:40:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[Dışarıda yağan kar değildir aslında o tüm azametiyle göktelerin tonlarca ağırlığıyla düşen fukarayı ezen bir olaydır. Sanır mısınız ki bu kar çok hafif bir şeydir? Eğer öyle olsaydı kar yağdığında o fukaralar niye eziliyor? Ciğerden gelen öksürükleri niye artıyor? Neden daha soğuktan iki büklüm olup, kışın soğuğunda aa kar yağdı diye sevinemiyor? Sevinemiyor çünkü kar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dışarıda yağan kar değildir aslında o tüm azametiyle göktelerin tonlarca ağırlığıyla düşen fukarayı ezen bir olaydır.<br />
Sanır mısınız ki bu kar çok hafif bir şeydir?<br />
Eğer öyle olsaydı kar yağdığında o fukaralar niye eziliyor?<br />
Ciğerden gelen öksürükleri niye artıyor?<br />
Neden daha soğuktan iki büklüm olup, kışın soğuğunda aa kar yağdı diye sevinemiyor?<br />
Sevinemiyor çünkü kar demek sorun demektir, sırtında ki kamburlara eklenen yeni kamburlar demektir.</p>
<p>Yağan kardan fukaranın bir kârı yoktur.<br />
Ekecek bağı bahçesi, tarlası da yoktur.<br />
Sonuçta onun için hayat hep pahalıdır.<br />
Bolluk bereketten, onun nasibi yoktur.</p>
<p><span id="more-167"></span></p>
<p>Yokluğun gömleği çok yoka olduğu içindir ki kar yağdıkça bir ürperti sarar fukarayı, ama ne çare ki elinden bir şey gelmeyecektir.<br />
Öyle veya böyle bu hayata gelmiştir, zafere giden bir yolda da olmadığına göre, çekilen çilenin kutsal olmadığını bilecektir.<br />
Boynunu büküp kaderine razı olacaktır-ki oluyor zaten-ve olduğu içinde ki ürpertisi hiç bitmeyecektir, bitmeyecek diyorum çünkü bu çile hakikaten bitmeyecektir.<br />
Bitseydi veya bitecek gibi olsaydı eğer ben bu yazıyı niye yazaydım ki?</p>
<p>Fukaralık ateşten bir gömlek derlerken, fukaralık aynı zamanda buzdan kalıplarda demektir.<br />
<strong>Diri diri hayat morgunda muhâfaza edilen, alelâde bir canlı türüdür fukara.</strong></p>
<p>Gökten inan her beyaz şey saflığı temsil etmediği gibi, fukaralıkta sadece kışın çekilen sorunlar demek değildir.<br />
Fukaralık 4 mevsim çekilen sorunlardır, yazın yanmak kışın donmaktır.<br />
Karda bu sorunlar içerisinde, sadece bir tanesidir.</p>
<p>Ümit denilen şeyde, fukaraya olmayan efanevi bir ülkede sınırsız sonsuz saadetler vaat eden olağanüstü İnsanlık piyangosunu kazandıran ebedi tatil ihtimalide olmasa-ki onuda kazanaca belli değildir-bu fukaralık kapıya konulacak şey midir?<br />
Kışın soğuğunda vicdan güneşinin hem ısıttığı hemde gözlerini kör ettiği insan görünümde ki kendine vicdanlı ama çevresine ketum bakan zevk-i sefâ kariyer düşkünlerimizde olmasa, fukaralık nasıl bilinsin değil mi?</p>
<p>Fukaralık bilinen-bilinecek bir şey değildir, fukaralık yaşanan-yaşanacak bir şeydir.<br />
O yüzden buraya kadar yazdıklarımız, fikir olarak bildiğiniz gerçekteyse de hiç <span style="text-decoration: underline;">bilmediğiniz</span> şeylerdir.<br />
İdida etmeyede gerek yoktur, fukaralık içinde yaşanmadıkça bilinecek bir şey değildir.</p>
<p>Kaldı ki bir zamanlar içinde yaşanmış olsa bile, İnsan yaratılıştaki unuttanlığı yüzünden yaşadığı o günleri çok çabuk unutacaktır.</p>
<p>Yaşam ve yaşantıyla doğru orantılı şeyin adına ”<strong>bilgi</strong>” diyoruz.<br />
Bildiğiniz şeyde yaşadığınız şeydir, yaşadığınız şeyse bildiğiniz şeydir.<br />
Şu halde medyadan gördüğünüz, duyduğunuz bir takım şeyler bildiğiniz şeyler değildir.<br />
Yaşadığınız şeylerse zaten bu anlattıklarım değildir.</p>
<p>Çok değil bir ay evde ki doğalgazı yakmayın bakalım.<br />
Yırtık ayakkabılarla karda çamurda yürüyün bakalım.<br />
İçiniz yanarken alamadığınız meşrubatı için bakalım.<br />
Açlığı hiç saymıyorum, balsız böreksiz durun bakalım.</p>
<p>Fukaralığın içinde de ”<strong>bilgelik</strong>” vardır, o fukaralığın yani yok&#8217;luğun bilgisidir.<br />
Parasız pulsuz bir yaşam sürdüren biri gibi, gerçek bir filozofta başkalarının bilgisine ihtiyaç duymaz.<br />
O çöplerden karnını doyuran fukara misali, İnsanların artıklarından öyle şeyler çıkarır ki işte bu yazıda böyle bir mantıkla kaleme alınmıştır.<br />
O yüzden bu yazıyı çöp olarak görenler elbette olacaktır-ki zaten bu yazı fikir çöplerinden derlenmiştir- ama bu yazıyı enteresan bulupta 2 satır bile yazamayanlar da olacaktır.<br />
İşte onlar ne demek istediğimi anlayacak, ama cevap yazmakta zorlanacaklardır.<br />
Çünkü bu sözlerde mana vardır ve manada ise sözler yoktur.<br />
Orada sadece duygular vardır.</p>
<p>Duygu denen şey, sözlerin dizilmesinden olur.<br />
Ortaya bir resim çıkar, sanatın dili böyle olur.<br />
Yazı denilen sanatta, aslında resim sanatıdır.<br />
Yazar kalemiyle çizer, resimi de fırçasız olur.</p>
<p>Filozof böyle olmalıdır, kalemiyle hayatı çizsin.<br />
Görülmeyen noktaları da fikir ekranına getirsin.<br />
Algılama sorunu yazıda ki manadan dolayıdır.<br />
Filozof&#8217;lar atıklarla beslenir, buda böyle bilinsin.</p>

<div id='reaction_buttons_post167' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('167', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('167', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('167', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('167', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2008/12/fikir-artiklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Felsefeyle doğanlar.</title>
		<link>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/</link>
		<comments>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 12:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Felâsife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felasife]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://felasife.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Kimileri şanslı, kimileri şansız doğsada, kimileri de felsefeyle doğuyorlar bu kesin. Hatta şöyle söyleyeyim kimilerinin bu hayata gelişleri bile bir felsefe içeriyor, Yoksa bu hayata aynı şartlarda, aynı kaderle, aynı olanaklarla zaten kimse gelmiyor. Öyleyse felefeyle doğanlar bir vakıâdır, adı konmamış kocaman olmuş bir çocuktur o Yaşayan bir şeyin üzerinden asırlar geçmiş olsada, adının konmaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimileri şanslı, kimileri şansız doğsada, kimileri de felsefeyle doğuyorlar bu kesin.<br />
Hatta şöyle söyleyeyim kimilerinin bu hayata gelişleri bile bir felsefe içeriyor,<br />
Yoksa bu hayata aynı şartlarda, aynı kaderle, aynı olanaklarla zaten kimse gelmiyor.</p>
<p>Öyleyse felefeyle doğanlar bir vakıâdır, adı konmamış kocaman olmuş bir çocuktur o<br />
Yaşayan bir şeyin üzerinden asırlar geçmiş olsada, adının konmaması bir kimliğinin oluşturulmaması çok acıdır.</p>
<p>Evet, felsefeyle doğanlar vardır,<br />
Bir şeyin başı nasılsa sonu da öyledir, öyle olmak zorundadır.</p>
<p><span id="more-158"></span></p>
<p>Felsefe deyince geçmişteki felsefecileri, felsefeciler deyince de basma  kalıp olnuş sözleri anımsamayın,<br />
Feslefe demek ”<strong>Hayatın içinde ki olayların detayına inmek</strong>” demektir.<br />
Felsefeci demekte ”<strong>Adı konmamış bu detaylara ad koyan</strong>” demektir.<br />
Eğer siz doğumun, ölümün veya yaşamın detaylarına inebiliyorsanız, bu sizin felsefeci kimliğinize bir işarettir.<br />
Bundan sonrası size kalmıştır, bu kimliği ister kullanırsınız isterse de kulanmazsınız.<br />
Kimlik böyle bir şeydir, her zaman kullanılmaz.</p>
<p><strong>Kimlik bir etiket veya ünvan değildir.</strong><br />
Herkesin bir kimliği vardır ve bu kimlikte ”<strong>nedense</strong>” hep başkaları tarafından oluşturulmuştur.<br />
Zahirde ki kimliğiniz bile önce aileniz en temelde de Devlet tarafından oluşturulmuş bir şablondur.<br />
O olmadan Devlet sizin varlığınızı tanımaz, aileniz sizi sahiplenmez, sizde kim olduğunuzu ispat edemezsiniz!<br />
Ayrıca bu kimliği kendiniz oluşturmaya kalkarsanız bu ciddi bir suçturda.</p>
<p>Şu halde kimlik dediğimiz şeye siz muhtaçsınız, o sizin varlığınızın ispatıdır.<br />
O olmadan varlığınızı ispat edemezsiniz,</p>
<p>Bu işin görünen yönüdür, görünmeyen yönde yani bântini dediğimiz içsel yönde de durum bundan çok farklı değildir aslında.<br />
Orada da kendi kimliğini kendiniz oluşturmaya kalkarsanız, bunu bir suç olarak algılar herkes.<br />
Lakin siz konu başlığında ki gibi ”<strong>Felsefeyle doğanlar</strong>” sınıfındaysanız, başkaları tarafından oluşturulmuş ”<strong>içsel kimliğinizi</strong>” bir gün yırtıp atarsınız.<br />
Bir gün anlarsınız ki bu hayat kitaplarda yazıldığı gibi değil, hiç bir ideoloji, din, akım vs. size göre değilmiş olduğunu anlarsınız.</p>
<p>Herşeyin bir yalan dolan içerisinde yüzdüğünü gördükçe, ve sizde ben bu yalanın ortakçısı olamam dedikçe, başkalarının oluşturduğu o şablon sizden gidiverir.<br />
Buna aslında ”<strong>şablonsuzluk</strong>” veya ”<strong>Kimliksizlik</strong>” te diyebiliriz.</p>
<p>Şu halde siz halihazırda ki hiç bir şablona uymadıkça, onların dilinden konuşmadıkça ve yazmadıkça ”<strong>kimliksizlik</strong>” kimliği size zaten giydirilir.<br />
Her grubun her ideolojinin her akımın dışladığı, manen lanetlenmiş cüzzamlı biri gibi kalakalırsınız.</p>
<p>Çünkü siz taklit denilen eskilerin bastığı izlere basmadıkça, onların methettiğini methetmedikçe sizi kimse sahiplenmez, yanınızda olmaz.<br />
Hal böyle oluncada sizin kimliksizliğiniz- <span style="color: #808080;">ki ben ona ”şeffaf kimlik” diyorum</span> -herkese eşit mesafede olmayı gerektirir.<br />
Yani hem kimseden olmazsınız hemde herkesten olursunuz, şeffaflık böyle bir şeydir.<br />
Bir tarafınız yoktur, bir hasmınız da yoktur.<br />
Bir sevdiğiniz yoktur, sevmediğinizde yoktur.</p>
<p>Peki ne vardır.<br />
Aslında bir boşluk vardır.<br />
ve öncekilerde o boşlukları ya dinle ya dinsizlikle, yada çeşitli ideolojilerle doldurmaya çalışmışlardır ama ne kadar doldursalarda veya doldurmaya çalışsalarda o boşluk genede boşluktur.<br />
Dolan bir şey yoktur.</p>
<p>Uzun lafın kısası zamanla siz o boşluğu gördükçe, olayın vehametini anladıkça bu hayatın nasıl bir kandırmaca, nasıl bir illüzyon olduğu anladıkça, çevrenizden ister istemez uzaklaşırsınız, işinizden gücünüzden olursunuz, eşden dosttan kardeşten vs.lerden ayrılırsınız ve herşey sizden bu kadar uzaklaştıkça görürsünüz ki <strong>siz kendinize yaklaşmışsınız!!</strong></p>
<p>Artık sizden başkası yoktur!<br />
Gece gündüz kavramı yoktur!<br />
Doğru yanlış ölçüsü yoktur!<br />
Rüyaların bir anlamı yoktur!<br />
Yoktur, yokluk bile yoktur!<br />
Tüm anlamlar yerini anlamsızlığa, ümitler yerini ümitsizliğe, gerçekler de yerini yalana bırakır.</p>
<p>İşte tüm bu olumsuzlukların, anlamsızlıkların, ümitsizliğin içerisinde yaşarken ilginç bir şey olur.<br />
Hayatı herkes gibi görmediğinizi fark edersiniz!<br />
Adeta bu hayatın dışına çıkıp dışardan seyrediyormuş gibi olursunuz ki işte bu sizin farkınızdır, farkındalığınızdır.<br />
Onca olumsuzluğun ve ızdırabın içerisinde feleğe pis bir tebessüm atacak kadar bir ironinin mimiklere yansıyan bir farkındalık hikayesidir bu mesele.<br />
Yoksa bu farkındalığını fark edemeyenleri kastetmedim, </p>
<p>”<strong>felsefeyle doğanlar başkadır. </strong>”</p>
<p>Bu bir ilim değildir ki sonradan kazanılsın.<br />
Yaşamın ta kendisidir, korkan yanaşmasın.<br />
Hayat böyledir, bilen ve bilmeyenler vardır.<br />
Felsefeyle doğanlar, kendilerini hazırlasın.</p>

<div id='reaction_buttons_post158' class='reaction_buttons'>
<div class="reaction_buttons_tagline">Bu yazı hakkında ki düşünceniz?</div><span class='reaction_button_Filozofca_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Filozofca');"'>Filozofca&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Şairce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Şairce');"'>Şairce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Alimce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Alimce');"'>Alimce&nbsp;<span>(0)</span></span> <span class='reaction_button_Cahilce_count' onclick="reaction_buttons_increment_button_ajax('158', 'Cahilce');"'>Cahilce&nbsp;<span>(0)</span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://felasife.com/2008/12/felsefeyle-doganlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
